"Kurumlar bir kez daha karşısındaydı; onu kimliksiz bir kimliğin kıskacına hapsetmek için fırsat kolluyorlardı. Bu artık alışık olduğu çaresiz bir döngüydü, bitmeyen bir kabus, ruhunu emen, tüketen. Onu kişiliğinden, düşüncelerinden, hayallerinden arındırıp bir sürünün parçası kılmak, bir sayı olarak görmek istiyorlardı. Tanımlamalar birbirini kovalıyordu: yurttaş, öğrenci, asker, tutuklu... Sanki o, "o" değildi; sadece tarif edilen kategorinin içinde bir sayıydı, bir istatistik, bir hiç."