Bazı insanlar hayatımıza iz bırakmak için değil, iz olmak için gelir.
Ne tam gelirler… ne de tamamen giderler.
Sessizliklerinde bir ağırlık, gülüşlerinde bir eksiklik, gözlerinde yarım kalmış bir “keşke” taşırlar.
Sen öyle geldin…
Ve ben, o gelişe inandım.
Sen bir bakış bıraktın, ben cümleler kurdum.
Sen susarak sevdin belki…
Ama ben içimden binlerce kez adını söyledim.
Hiç duymadın.
Poyraz: Aşk aslında nedir biliyor musun?
Sinan: Nedir?
Poyraz: Suratına kocaman bir yumruk yersin. Kan tükürürsün. Sonra bir daha yersin. Bir daha kan tükürürsün. Canın yanar ama söyleyemezsin. Söylesen anlatamazsın. Anlatsan anlamazlar. Sadece çeken bilir. İşin en kötü yanı ne biliyor musun?
Sinan: Ne?
Poyraz: Bu bir insanın başına gelebilecek en güzel şeydir.
Hiç kimseye kızmam ben! Hiç kimse o denli önemli bi şey yapamaz ki. İnsanların edimleri önem taşıyorsa senin için, o zaman kızarsın. Benim için böyle bi şey söz konusu olmaktan çıkmıştır artık.