"Çünkü düşünmezdi. Çünkü baskıya karşı çıkmamak üzere yetiştirilmişti. Bilmiyordu baş kaldırabileceğini; baskıyı, zorbalığı yaşamın doğal bir öğesi bellemişti. Bu baskıyı erkeklerin kurması, her bakımdan kurması, da doğaldı onun için. Çünkü güçlü olan onlardı; hep başta olan, her şeye egemen olan."
"İhtiyara direnme gücünü veren, güçsüzlüğünün zorbalığa dönüşmesine yardımcı olan bir şey vardı elbet. Yüzyıllar... Yüzyılların birikimi. Çevredekilere o çürümüş, tüm güzelliğini, işlevini yitirmiş yalının yıkılmayacağını sandıran; moruğun zorbalığını olağan saydıran birikim... Dışarıdakilerde boyun eğme, içerdekinde ise boyun eğdirme alışkanlığı... Kolay kurtulunmaz bu tür alışkanlıklardan... Oysa gün gelecek yıkılacaktı elbet, yalı da moruk da, simgesi oldukları yoz düzenle birlikte."