Zaman merkezinde bir ömür sadece bir andı. Orada ne geçmiş varda nereye gelecek. Mutluluğun ta kendisiydi bu mahrumiyet. “Ol”duğu tüm hallerde sadece sevgi vardı. Karşılığını beklemeden sevebilmek ve ayrılışlara gebe bir aşka razı olabilmek. Ayrılık çoktan gelip çatmıştı. Giden ateşini yanında götürürken, yangınını bırakmıştı sevgiliye. Kalan mevcudiyetini 24 saatlik döngülere bölüp hiçliğe tutunmaya ve dünyanın nesnesi olmaya hazırdı o eşikte. Artık arafta daha fazla kalamazdı. Çekti çıkardı anahtarı deliğinden. Aynı anda aşk hançerini kalbinden. Ölmeye doğdu. Ama ağlamadı.