sinem

Amerika Birleşik Devletleri'nde 60'lı yılların öğrenci hareketleri çerçevesinde öyle güçlü bir yankı uyandırmış ki, kampüslerde "Frodo yaşıyor" ya da "Cumhurbaşkanı adayımız Gandalf" gibi rozetler görülür olmuş.
Reklam
Bildiğimiz gerçekliği askıya alıp bir süre için öykünün temel varsayımlarına inanmayı kabul ettiğimiz andan itibaren, olaylar zaten gerçektir.
Peki, ama nedir bana ve daha yüz küsur bin okuyucuya "Frodo Baggins'le sekiz yol arkadaşının öyküsü gerçek olmalıydı" dedirten? Çok mutlu bir dünyada mı yaşıyorlar, olaylar çok mu keyifli, "keşke bu maceralar benim başımdan geçseydi" diye mi düşünüyor insan?
Bir çocuk filminin son seansında, bana çok yakın gelen bir cümle duymuştum: "İki tür hikaye vardır." diyordu filmin esrarengiz sihirbazı. "Gerçek hikayeler ve gerçek olması gereken hikayeler. Bu ikinci tür hikayelerdendi.''
Olaylar deseniz en korkusuz okuyucunun dudağına uçuklatır. Kendi adıma öykünün kahramanlarından en şanslılarının bile yerinde olmak istemezdim. Gene de bütün iyi fantezi öyküleri gibi Yüzüklerin Efendisi'de gerçek olmalıydı.
Reklam