Renfrew, onun dediğini yapmıştı ve elindeki kitap yığını küçülmeye başlamıştı. Geride bazı felsefi metinler kalmıştı: Wittgenstein'ın Felsefi Soruşturmalar'ı; Sartre'ın Varlık ve Hiçlik'i; Foucault'nun Nesnelerin Düzeni ve bir düzine diğer kitap.
"Bunları kim baskıladı?"
"Bilmiyorum."
"Her kimse yalnız bir ibne olmalı. Yine de onları hiç okumayı denedin mi?"
"Elimden geleni yaptım."
Renfrew onlara göz atmıştı. Ona çekici gelmişlerdi ama aynı zamanda içlerindeki felsefi spekülasyonların yoğunluğu da korkutmuştu. Bir açıdan, en temel insani soruları ele alıyorlardı. Ancak kitaplar öylesine bağımsızdı ki Renfrew, okuduğu diğer kitapların verdiği kayıp ve korku hissine kapılmadan dünyevi gerçeklik üzerine düşünebiliyordu. Bu kitaptaki argümanları bağıntısız bulup reddettiği anlamına gelmiyordu. Ancak kitaplar, kitle içindeki insan deneyimiyle ilgilendiği için, kendisinden başka bir insanı düşünmek zorunda kalmak Renfrew'e daha kolay geliyordu. İnsanlığın geri kalanını kaybetme düşüncesiyle başa çıkabilirdi.
Onu derinden yaralayan şey özel birisini kaybetme düşüncesiydi.
"Yani sıkıcı Alman herifler tamamen zaman kaybı değildi. Pekala. Başka neler var?"
"Eh, bir de İncil vardı." dedi Renfrew.
"Çok okudun mu?"
"Hem de 'din'lenmeden." Renfrew omuz silkti. "Üzgünüm. Kötü şaka."
"Peki ya şimdi... Kazadan sonra?"
"Daha önce hiç düşünmediğim bazı şeyleri düşünmeye başladığımı itiraf etmeliyim. Neden buradayız? Neden burada- yım? Tüm bunların anlamı ne? Öldüğümde tüm bunlar ne an- lam ifade edecek? Ama işe yarar cevaplar bulmayı beklediğim söylenemez."
Fakat ölümcül başarısızlık durumu hiç gelmedi ve ayın bir çok gününde Renfrew intiharı düşünmemeyi başardı. İçinde bulunduğu kötü duruma karşı öfke ve inkar aşamalarından, kabullenme gibi bir aşamaya geçtiğini düşündü.
Sayfa 114 - Uzay ve zamanı anlamak bölüm 2·Kitabı okudu
Peki ya orada gözlemlenebilir evrenin en ücra köşesinde sallanan en uzak ve soluk galaksilere giden boş ışık yıllarından, boş parseklerden ve boş megaparseklerden başka hiçbir şey yoksa?
Bu onu nasıl hissettirdi?
Soğuk. Yalnız. Hassas.
Garip bir biçimde, değerli.