Yaptığı keşfin, pencerenin dışındaki daha ilgi çekici bir şeyla bir öğrencinin dikkatini dağıtması gibi, zihnini çalışsakarada butmasını zorlaştıracağını bekliyordu. Ancak şaşırtıcıdır ki bu nun tam tersi olmuştu. Geleceğin onun için sürprizler yapul leceği ihtimali ve kaderinin Mars'ta yalıız başına ölmek olma gerekmediği düşüncesiyle cesaretlenen Renfrew, entelektüel merakının gerçekten arttığını fark etti. İçinde olduğu çıkmazi anlama çabalarını iki katına çıkardı. Sadece birkaç gün önce anlaması zor ve içinden çıkılmaz görünen sayfalarca yazı artı anlaşılır, apaçık ve hatta çocukların anlayabileceği basitlikte görünüyordu. Kendini gülerken buldu. Hedefine yönelik katettiği her somut ilerlemeden memnundu. Çok az yiyordu ve üs sün aciliyeti düşük bakım meselelerinden bazılarını ihmal etti. Radyo kaynağı uzaklaşmamasının yanında, Mars'a daha çok yaklaşıyormuş gibi göründükçe, Renfrew sanki bir yarıştaymış hissine kapıldı. Sanki kaynak ona ulaşmadan önce bir şekilde görevini tamamlamak zorundaydı ve sanki onlar Renfrew'in söyleyeceklerini duymayı bekliyorlardı.
Gece rüyasında kozmolojiyi gördü ve bilim konusundaki bilgisi arttıkça rüyaları daha destansı ve ihtiraslı bir hal aldı. Hararetli bir yineleme isteğiyle, evrenin ilk varoluş anından ze kanın ihtişamlı ve ahenkli gelişimine kadar olan bütün tarihini tekrar etti.
Başlangıçta daima hiçlik vardı. Sadece uzay ve zamanın değil, varoluşun kendisinin de hiçliği. Ancak evren aynı zamanda. mini bir ön potansiyel taşıyor gibiydi. Hiçlik, kendini ortaya çı karmak için can atıyormuşçasına, dehşet verici bir dengesizliğin zirvesine yığılıyordu sanki. Her gece yaşadığı gibi, enflasyon hızıyla çözülemeyen ustaca sıkıştırılmış yapılar, bir patlamadan ziyade, ışık hızından daha hızlı genişleyen yepyeni bir boşluğun içinde