sinem

"İyileşme dediğiniz... Bu şu mu demek..." Renfrew duraksadı ve kelimelerini özenle geçti. "Beni siz mi iyileştirdiniz?" "Evet biz iyileştirdik. Seni İyileştirdik ve zihninin içindeki bağlardan senin dilini öğrendik." *Orada ölmeliydim. Aracım devrildiğinde... Öldüm sanmıştım. Öldüğümü biliyordum." "Yeterince kurtarılabilir kalıp vardı. Seni tekrardan oluşturmamızı bir hediye gibi düşünebilirsin. Ancak, iyi bir iş çıkarıp çıkarmadığımızı sadece sen söyleyebilirsin." "Her zamankinden farklı hissetmiyorum. Hatta daha iyiyim. Sanki tersyüz edilmiş ve yıkanmış gibiyim." "Biz de bunu ummuştuk." *Şeyi sorabilir miyim..." Uzaylı, pembenin davetkar bir tonuna büründü. "İstediğin her şeyi sorabilirsin." "Kimsiniz? Burada ne yapıyorsunuz? Neden şimdi geldiniz?" "Biz Lütufkârlar'ız. Koruyabildiğimizi korumak, kurtarabil. diğimizi kurtarmak için geldik. Şimdi gelmemizin sebebiyse, daha erken gelememiş olmamız." "Ama bu tesadüf... O kadar bekledikten sonra şimdi gel- mek... Kendimizi yok ettikten hemen sonra gelmek... Neden daha önce gelmediniz ve işleri bu kadar batırmamızı engel lemediniz?" "Olabildiğince hızlı geldik. Kültürünüzün elektromanyetik yayılımlarını tespit ettiğimiz anda yolculuğumuza başladık."
Sayfa 142 - Uzay ve zamanı anlamak·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Kendine çok büyük zarar vereceksin." "Sanki umrunda. Sanki umursayabilme yeteneğin var. "Bu kendi dünyanın içine piyano çalan bir deliyi kabul etme anlamına gelse bile, aklını kaybetmemenin bir yolunu buldun Renfrew. Ancak aklıselimliğinin bir bedeli var ve bu bedel ben değilim. Bedel, kendini asla umutlandırmaman. Çünkü umut, her zaman ve tamamen ezilmesi gereken bir şeydir. Umutların kırıldığı anda tıpkı yavaş etki eden bir zehir kanına karıştığında olacağı gibi kaçınılmaz bir şekilde sonsuza dek zayıf düşeceksin." Piyanodaki Adam, Renfrew'e beklenmedik ve bilgece bir merakla baktı. "En fazla ne kadar mağlup olabileceğini düşünüyorsun koca adam? Bir, iki, üç? Ben paramı üçe yatırmazdım. Bence üçüncü seferde hayata kolayca veda ederdin. İkinci seferdeyse bombok bir gün geçirirdin." Renfrew kibarca, "Bir şeyler geliyor." dedi. "Bir süre için, bunları aşacak cesarete sahip olduğunu düşünmüştüm. Umutlanmayı kestiğini, umudu soğuk bir havada dışarıda tutmayı öğrendiğini sanıyordum. Yanılmışım. Onun girmesine tekrar izin verdin. Şimdi aç, yarı delirmiş bir kurt gibi senin izini sürecek." "Bu yine de benim kurdum." "Onu kovmak için hâlâ vakit var. Beni hayal kırıklığına uğ ratma Renfrew. İşleri batırmayacağına güveniyorum."
Sayfa 132 - Bölümün en iyi kesiti·Kitabı okudu
"Bir tepki mi istiyorsun? Peki. Sana bir tepki vereceğim. Çok hem de çok büyük bir hata yapıyorsun." "Bu bir hata değil. Biliyorum. Her şeyi iki kez kontrol ettim-" "Yine de bir hata." "Gemi geliyor." "Bir şey geliyor. Bu senin hiç beklemediğin bir şey de olabilir." Renfrew öfkeyle doldu. "Neyi beklediğim ya da beklemediğime dair ne zamandan beri en ufak bir fikrin var? Sen sadece bir yazılım parçasısın." "Sen öyle diyorsan, hayatım. Ama söyle bana, en son ne zaman bir yazılım seni evrenle ilgili temel çalışmalara derin ilgi göstermeye teşvik etti?"
Sayfa 132 - Uzay ve zamanı anlamak·Kitabı okudu
Doğru. Peki bu evren biz ona uğrayıp, akıllı bir gözlemci sağlamadan önce on beş milyar yıl boyunca nasıl ayakta kaldı? İsimsiz bir mağara adamı ani bir kozmik aydınlanma anına erişene kadar evrenin belirsiz ve kararsız olduğunu mu söylüyorsun? Gözlemlenebilir evrendeki tüm parçacıkların kuantum tarihi, en uzak yıldızsı gökcismine aniden bir sıçrama gerçekleştirdi ve bunun tek sebebi ayı postu içindeki bir geri zekalının kafasının atalarından biraz daha farklı bir şekilde çalışmış olması mı?" Renfrew, mum ışığıyla aydınlatılmış galaktik çarka dair rüyasını hatırladı. "Hayır. Bunu söylemiyorum. Bizden önce başka gözlemciler vardı. Biz sadece son geleniz." "Peki bu diğer gözlemciler... Başından beri oradalardı değil mi? İlk yaratılış anına kadar kırılmamış bir zincirden mi söz ediyorsun?" "Aslında hayır. Belli ki evren, yaşam ve akıllı yaşam için ön koşullar inşa edebilmeden önce belirli bir asgari yaşa ulaşması gerekiyordu. Ancak bu bir kez gerçekleştiğinde-" "Bu tamamen bir saçmalık değil mi hayatım? Evrenin bir saniye ya da on milyar yıl gözlemlenememiş olmasının arasında ne fark var? Zannımca hiçbir fark yok." "Bak, çabalıyorum tamam mı? Elimden geleni yapıyorum. di ve gömlek Ayrıca..." Renfrew ani bir sezgisel farkındalık sendelenmesi yaşadı. "Diğer tüm gözlemcilere ihtiyacımız yok değil mi? Artan geriye bakma süreleriyle yalnızca gittikçe artan kızıla kaymaları inceleyerek bile evrenin tüm tarihini gözlemledik. Çünkü ışığın hızının bir sonu var. Eğer böyle olmasaydı, evrenin en uzak bölümlerinden gelen bilgiler bize hemen ulaşırdı ve daha önceki dönemleri görmenin bir yolu olmazdı."
Sayfa 129 - Uzay ve zamanı anlamak·Kitabı okudu
Yaptığı keşfin, pencerenin dışındaki daha ilgi çekici bir şeyla bir öğrencinin dikkatini dağıtması gibi, zihnini çalışsakarada butmasını zorlaştıracağını bekliyordu. Ancak şaşırtıcıdır ki bu nun tam tersi olmuştu. Geleceğin onun için sürprizler yapul leceği ihtimali ve kaderinin Mars'ta yalıız başına ölmek olma gerekmediği düşüncesiyle cesaretlenen Renfrew, entelektüel merakının gerçekten arttığını fark etti. İçinde olduğu çıkmazi anlama çabalarını iki katına çıkardı. Sadece birkaç gün önce anlaması zor ve içinden çıkılmaz görünen sayfalarca yazı artı anlaşılır, apaçık ve hatta çocukların anlayabileceği basitlikte görünüyordu. Kendini gülerken buldu. Hedefine yönelik katettiği her somut ilerlemeden memnundu. Çok az yiyordu ve üs sün aciliyeti düşük bakım meselelerinden bazılarını ihmal etti. Radyo kaynağı uzaklaşmamasının yanında, Mars'a daha çok yaklaşıyormuş gibi göründükçe, Renfrew sanki bir yarıştaymış hissine kapıldı. Sanki kaynak ona ulaşmadan önce bir şekilde görevini tamamlamak zorundaydı ve sanki onlar Renfrew'in söyleyeceklerini duymayı bekliyorlardı. Gece rüyasında kozmolojiyi gördü ve bilim konusundaki bilgisi arttıkça rüyaları daha destansı ve ihtiraslı bir hal aldı. Hararetli bir yineleme isteğiyle, evrenin ilk varoluş anından ze kanın ihtişamlı ve ahenkli gelişimine kadar olan bütün tarihini tekrar etti. Başlangıçta daima hiçlik vardı. Sadece uzay ve zamanın değil, varoluşun kendisinin de hiçliği. Ancak evren aynı zamanda. mini bir ön potansiyel taşıyor gibiydi. Hiçlik, kendini ortaya çı karmak için can atıyormuşçasına, dehşet verici bir dengesizliğin zirvesine yığılıyordu sanki. Her gece yaşadığı gibi, enflasyon hızıyla çözülemeyen ustaca sıkıştırılmış yapılar, bir patlamadan ziyade, ışık hızından daha hızlı genişleyen yepyeni bir boşluğun içinde
Sayfa 128 - Uzay ve zamanı anlamak·Kitabı okudu