sinem

John, derinlere inmeyi hâlâ sürdürüyordu. Bir gün Lütufkâr'a, "Bir şey hissediyorum." dedi. Verecebileceği yanıttan korkarak ne olduğunu sordular. "Önümde bir şey var." dedi. "Birkaç katman ötede. Henüz ta mamıyla göremiyorum ancak hissedebildiğime eminim." Neye benzediğini sordular. John, "Bir son." dedi. Lütufkâr ona, "Bunun olacağını daima biliyorduk." dedi.
Uzay ve zamanı anlamak·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Lütufkârlar, ona çalışmaları için gereken zamanı sağlamak jin vücut saatini tekrardan sıfırladılar ve zaman kazağlamaklar. Ancak yaptığı her sıçrama, onu birkaç yüz milyar nörondan oluşan küçük bir kemik kafesine tıkılmış ıslak bir insan beyni- nin temel sınırlarına yaklaştırdı. Lütufkâr, arayışının yüzüncü yılında ona "İstersen şimdi durabilirsin." John kibarca, "Peki durmazsam?" "O zaman biz de belirli değişikliklere giderek devam ederiz." John onlara rıza gösterdi. Bu bir süre insanlıktan çıkmak demek olabilirdi ancak katettiği yol düşünüldüğünde ödemesi gereken bedel ona abes gelmedi. Lütufkâr, John'un zihnindeki mevcut kalıpları kendi bedenine benzeyen bir bedene kodladı. Düşünen bir kristalin makine temelli bir alt katmanına geçiş, John için hiçbir şekilde travmatik olmamıştı. Özellikle Lütufkâr ona sürecin tamamen geri alınabilir olduğuna dair güvende verdikten sonra. Beden ve ölçek kısıtlamalarından kurtulduktan sonra ilerlemesi daha da hızlanmıştı. Edindiği yeni bakış açısından, eski insan zihni onun için teleskopa ters bir açıdan bakmak gibi geliyordu. Yeni taşındığı zihin sarayıyla kıyaslayınca, eski ikametgahı sefil ve bir tavşan kafesi gibi kısıtlayıcı geliyordu. O halde herhangi bir şeyi anlayabilmiş olması bile bir mucizeydi.
Uzay ve zamanı anlamak·Kitabı okudu
Önündeki bu baş döndüren zirveleri fethetmeyi hayal etmemiş, o kolay yolu hiçbir şekilde bulamamıştı. Ama şimdi mucizevi bir şekilde, engelin kapattığı yol bir çocuk oyuncağı gibi görünüyordu. Süper sicim teorisinin ötesinde, M-teorisinin birleşmiş toprakları geliyordu ancak onu fethetmek de çok uzun sürmedi. Yeni kavrama gücü John'u mest ediyordu. Zemininde evrenin mutlak gerçeğinin serili olduğu odayı gittikçe daha çok düşünmeye başladı: Nereden geliyordu, nasıl çalışıyordu, o evrende düşünen bir varlık olmak ne demekti? Fakat o zemin, halıya oldukça benziyordu. Bu halı, son katmana kadar kusurlu bir yaklaşımı temsil eden üst üste binmiş diğer halılarla gizleniyordu. Her katman ikna edici ve kusurlarını göstermeden on yıllarca süren bir sorgulmaya dayanabilir gibi duruyordu, ancak er ya da geç aralarından bir tanesi kendini açığa vuracaktı. Adını gözlem ve teori arasındaki tutarsızlık koyabileceğimiz, minik ve gevşemiş bir iplik, tek bir asılmayla o katmanın tüm kumaşının dağılıvermesine neden olurdu. Bu tür devrimler doğaları gereği, bir sonraki katmanın kendini çoktan açık etmesine neden olurdu. Sadece sona kalan halının, yani zeminin, mantıksal tutarsızlıkları ve çözülmeyi bekleyen iplikleri olmazdı. John, bilgeliğe ulaştığında ona ulaştığını anlayıp anlayamayacağını merak etti. Bazı düşünürler kesin olarak bilmenin imkânsız olduğunu söylüyorlardı. Yapılabilecek tek şey denemeye devam etmek, bütünün içine ne kadar iyi işlendiklerini görmek için her bir ipliği asılmaktı. On binlerce yıldan sonra desen hâlâ sağlamsa, o zaman nihai bilgeliğe ulaşmış olmak muhtemeldi. Ama insan bundan asla emin olamazdı. On bin birinci yıl, ilk başta çok masum görünen ancak halının altında başka bir ka man olduğunu ortaya koyan başka bir gözlem getirebilirdi.
Sayfa 152 - Uzay ve zamanı anlamak·Kitabı okudu
"Peki ya sonra?" "Bilmiyorum. Uzun zamandır tek başımayım. Böylesi daha mı iyidir bilmiyorum." "Yıllarca arkadaşlığa hasret kaldın. Neden şimdi bu teklifi reddediyorsun?" "Çünkü..." Renfrew kekeledi ve uzaylıya kendini iyi ifade edemediğinin farkına vardı. "Yalnız kaldığımda bir şeyleri üzerine düşünmek için çok zamanım oldu. Hâlâ bu rotada ilerliyorum ve bitip bitmediğine emin değilim. Hâlâ kafamın almadığı bazı şeyler var. Belki bitirdiğimde-" "Sana bu konuda yardımcı olabiliriz." "Evreni anlamama mı? Yaşayan son insan olmanın ne demek olduğunu anlamama mı? Hatta belki de evrende yaşayan son akıllı organizma olmanın ne demek olduğunu anlamama mı?" "Bunu ilk defa yapmış olmayız. Biz çok eski bir kültürüz. Yaptığımız seyahatlerde sayısız miktarda diğer türlerle karşılaştık. Bazıları şimdiye kadar tükendi veya tanınamayacak kadar değişti. Ancak birçoğu, seninkine benzer arayışlara girdi. Biz de onları izledik ve daha iyi anlamalarını sağlamak için ara sıra müdahalelerde bulunduk. Şimdi benzer bir yardımı sana sunmak bizi her şeyden daha çok memnun eder. Sana arkadaşlık sağlayamıyorsak, izin ver en azından sana bilgeliği sağlayalım." "Uzay ve zamanı ve uzay-zamanda ne gibi bir yerim olduğunu anlamak istiyorum." "Derin irfana giden yol risklidir." "Buna hazırım. Zaten uzun bir yol katettim." O zaman sana yardımcı olacağız. Ama yol uzun Renfrew. Yol uzun ve sen seyahate daha yeni başladın." "Bütün yolu katetmeye hazırım." "Daha yolun sonuna gelemeden insanlığını geride bırakmak zorunda kalacaksın. Uzay ve zamanı anlamanın bedeli budur. Renfrew, boynunun arkasında uyarıcı bir titreme ve bir ür perti hissetti. Uzaylı onu boşuna uyarıyor olamazdı. Yaptığı seyahatlerde ızdıraplara neden olacak şeylere tanık olmuş olmalıydı Yine de "Ne pahasına olursa olsun. Hodri
Sayfa 150 - Uzay ve zamanı anlamak·Kitabı okudu
"Kalıpları kurtarılamaz haldeydi. Gömüldüleri tabutlar ru tubetliydi ve mikroorganizmalar vardı. Gerisi de zamanın eseriydi. Denedik, evet ama geride çalışılabilecek hiçbir şey kalmamıştı. "Ben de orada öldüm. Benden farkları neydi?" "Sen soğuk ve kuru bir şekilde muhafaza edildin. Bana kalırsa bütün farkı da bu yarattı." Böylece arkadaşları gibi toprakta çürümek yerine, mumyalanmış ve amansızca sterilize eden gökyüzünün altında kurutulmuştu. Üç yüz yılın daha iyi bir kısmını görebilmek için Mars güneşinin altında... Onu elbisesinin kalıntılarının içinden çıkarırlarken neye benzediğini merak ediyordu. Belki de kas ve doku kalıntılarının birbirine girmiş bağlarıyla ağartılmış ve bü- külmüş, dalgaların karaya savurduğu odunlarla rahatlıkla karıştırılabilecek bir şeye benziyordu. Ancak Mars'ta dalgaların karaya savurduğu odunlar yoktu. Bütün bunlar, çok büyük bir merak ve korku hissi veriyordu. Yaşayan son insandı ve sonra öldü. Şimdi de uzaylılar tarafından diriltilen ilk insan.
Sayfa 144 - Uzay ve zamanı anlamak·Kitabı okudu