Böylesi bir saatte kendimize güvenemeyiz. Çünkü o saatte en derin uyku evresine geçtiğimiz yanılsamasıyla sinir sistemimiz kendisini kapatmak ister. Eğer uyumamış olursak, o zaman en aptalca hataları yaparız ve eylemlerimizin şafak vakti gelince sonuçları olmayacağını düşünürüz. Bazen de yalnızca birkaç hap bu sürece destek olur.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Sabit bir planım yok. İşler nereye giderse diye düşündüm. Belki tatmin edici olacaktır belki de olmayacaktır. Uzun zamandır kendi başımayım. İnsan toplumuna geri dönmek benim için çocuk oyuncağı olmayacak. Özellikle de bir tür tanrı olduğumu düşünen tuhaf, çağ ötesi bir insan toplumuna geri dönmek..."
"Bir yolunu bulacaksın."
John tereddüt etti. Artık gün ışığına çıkmaya ve kendini tamamen göstermeye hazırdı. "Teşekkür ederim. Her şey için."
"Bizim için bir zevkti."
İnsan olmaya tekrar yaklaştığı zaman, entelektüel bir düzeyde şu an taşıdığı şeyin hakikat hafızası değil, hafızanın hafızasının ha fızası olduğunu biliyordu. Bu hafıza, soluk, ufaltılmış, yansıtılmıştı ama gerçek olmaktan uzak değildi. Bu hafıza John'a hala gerçekmiş gibi geliyordu. Hücresel zihni artık bir Homo Sapiens kafatasının boğucu kafesine geri yerleştirildiği için önemli olan da buydu.
John kızmış bir şekilde, "Ama hakikat böyle bir şey değil. dedi. "Bu yavan bir yaklaşma hali. Manzaranın kendisi yerine kartpostala bakmak gibi."
"Yine de varoluşunun ortadan kalkmasından iyidir. Sözünü ettiğimiz varlık halinden yeterince memnun görünüyordu."
"Sence ben de olacak mıyım?"
"En azından bu ihtimali gözden geçirmen gerektiğini düşünüyoruz."
"Düşüneceğim. Ancak biraz zamana ihtiyacım var."
"Ne kadar zaman?"
"Yalnızca biraz."
Lütufkâr, "Pekala." dedi. "Ama sen yine de çok düşünmemeye çalış."