sinem

"Bir şeyleri değiştirecek çünkü bu süreci ne kadar uzağa götürebileceğimin bir sınırı yok. Gerçekleşen her şey bir dizi kuantum olayı. Vücudundaki her bir hücrede gerçekleşen her bir işlem ve her bir kimyasal reaksiyon sonunda kuantum olasılıklarında sonuçlanır. Gözle görülebilir olay ne kadar karmaşık olursa olsun, daima bu olayın gerçekleşmeyeceği sonlu bir olasılık vardır." "Bana bir örnek ver." lan, Yaşamın kendisi." dedi. Şimdi biraz daha sakinleşme duruyordu. "Bir düşün Moira. Kendi vücudunu düşün. İçindeki her hücre devam eden yaşam momentumunu sürdürmek için o Moleküllerin çeperleri aşıp, diğer moleküllerle etkileşime girerek ordan oraya hareket ediyor. Bunların hepsi kuantum süreçlerde yaşanıyor. Bu çığın önüne geçmenin imkanı yok. Ancak yine de aniden bu süreçlerinin her birinin yaşamın devamına ters düşecek yanlış bir yöne kaymasının çok küçük de olsa yaşanma ihtimalı var. Bunun aşırı nadir bir olasılık olduğunu da söylemem gerek. Bu saatlerle dolu bir odada tık seslerinin kesilmesi gibi olurdu. Yaşanması pek olası değil. Ancak çoklu evenler olasılığı göz önüne alındığında, bu bir yerlerde yaşanıyor olabilir ve yaşanmalıdır da."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Dinleyeceğine söz veriyor musun? En azından sözümü tamamlayana kadar gülmeyecek ya da benimle kavga etmeyeceksin değil mi?" "Anlaşma anlaşmadır." Fakat Moira, lan'ın anlaşmanın kendisiyle ilgili olan tarafını kabul edip etmediğinden emin değildi. "Çoklu Dünyalar kuramını biliyor musun Moira?" "Daha önce bahsetmiştin." İçinden, uyumlu davran Moira, dedi. Bırak konuşsun. "Kuantum şeylerinden biri değil mi? Para- lel evrenler falan?" "Sayılır. Bu görüşe göre, evrende ne zaman bir çeşit etkileşim olsa, yani ne zaman bir partikül ya da başka bir şey birbiriyle çarpışsa, evren, her biri olası sonuçlardan birine tekabül eden çok farklı kopyalara ayrılır." Moira, pub kapanmadan önce son içkilerini yudumlarken yaptıkları uzun konuşmaları hatırladı. "Sanırım meselenin özünü anladım." "Elbette, biz olası sonuçlardan sadece birini görüyoruz. Bu nedenle, bir laboratuvarda "A" sonucu ya da "B" sonucunu üretebilecek, her birinin eşit olasılıkla sonuçlanabileceği bir deney yaparsak, ikisini birden değil, yalnızca A veya B'yi görürüz. Fakat gerçekte, evren bu noktada dallara ayrılır ve deneyden çıkabilecek diğer sonucu görebilen eşlerimiz de vardır." Moira, "Şu sürekli bahsettiğin kedi meselesi gibi." dedi. lan neşelendi. Hatırladığına çok sevindiği gözlerinden okunuyordu. "Evet. İçinde radyoaktif kaynak bulunan ve bir şişe zehirli gaza bağlanmış bir Geiger sayacının olduğu bir kutuya bir kediyi kapattığımızı düşün. Eğer radyoaktivite, yüzde elli ihtimalle, ya yılmaya başlarsa, o zaman gaz serbest kalır ve kedi ölür." "Eğer kutuya açarsan da..." lan kahvesini yudumladı. Kahvenin üstündeki iğrenç bozuk süt yumrularına aldırış etmiyordu. "Evrenlerden birinde kutunun içinden ölü kedi çıkar. Ancak bir başkasında, radyoaktivite yayılımı gerçekleşmemişti. Unutma, bunun yaşanma
Geride sadece sonsuz bir döngüye girmiş house rilmi kalmıştı. Ruh halim için bir mantra işlevi görüyordu. Artık sığınakta değildim. Artık ben, ben bile değildim. Her yerde ve her zamandaydık, yeniden biçimleniyor, yayılıyor ve daha da güçleniyorduk. Milyonlarca parçamız siyah vinillerin mikro izlerinin içinde, milyonlarca parçamız krom dioksit folyoları sarıyor, milyonlarca parçamız rengarenk metallere işlenmiş görüntülerde, milyonlarca parçamız gri hücresel malzemeden yapılmış tezgahlarda sonsuza dek elden ele dolaşıyor. Fakat onun da söylediği gibi (aynı gelişen dalga parçasının ayrılamaz bir parçası olarak elbette o da aramızda), bunlar artık kendi periferiklerimiz. Bir zamanlar bir kısmımızın erişimine yardımcı olan telefon sistemlerinde dolaşıyorlar. Ülkenin dört bir yanında telefonlar çalıyor, sizi ahizeyi kal- dırmaya ve telefonu kapatmadan önce sizi şaşırtan birkaç saniye boyunca sübliminal müziği dinlemeye davet ediyor. Biz artık hayaletleriz ve hâlâ hattayız.
Dijitalden analoga·Kitabı okudu
İşitsel aynalardan oluşan bir yankı sa lonunda tekrarlayan klavye seslerini duyarken, kalemin izinin titreşişini izledim. Bu açı çekmekten çok ama çok daha kötüydü. Acı çekmek bunun yanında bir sonbahar gecesinde esen rüzgar gibi kalırdı. Ses ruhuma işliyor, beynimin deliklerinden İçeri sızıyordu. Oldukça aklı başında, sakin hissediyordum ve etrafa düzenli sinyal yayan bir laboratuvar ekipmanı kadar da aldırışsızdım. Nakarat kafamda dönmeye başlamıştı bile. Sonu gelmeyen bir döngüdeydi. Sentezleyicide bir kısmını dinledi ğim şeyin tamamlanmış bir versiyonunu dinliyordum. Bu bir rezonanstı, yapılan her yinelemede zihnim çılgınca bir döngü ye girene kadar ses giderek artıyordu. Bunu nasıl tanımlayabili rim? Basitçe tanımlamak gerekirse, bir müzik parçası kafanızın içinde üst üste dönüyordu. Geride hiçbir şey kalmayana dek; düşünceleriniz bu yükselip alçalarak kendini tekrar eden dal gaların üstünde önemi olmayan bir su sesine dönüşene dek...
Dijitalden analoga·Kitabı okudu
Uyuşturucu kaynaklı gerçek üstü anların en derin noktalarında bile, gerçek dünyadan alınan yeterince verinin kurguyu güçlendirebileceği ve ona nüfuz edebileceği bir nokta vardır.
Dijitalden analoga·Kitabı okudu