Unutma denilen o derin, zifiri boşlukta saklanacak; kim bilir ne zaman, hangi olayla bastırılıp yok sayıldıkları o yerden su yüzüne çıkacaktı yaşananlar.
Tek başına olamaz mı insan? Her insan bir yerlere, bir gruba, bir aileye ait olmak zorunda mı? Bu ait olma duygusu ve düsüncesi, kişisel özgürlügünün elinden alınması, doğru değerlendirmenin ortadan kalkması degil mi? O gruba, o şehre, o aileye bağımlı olmak; yapılan hataları benimsemek ve eleştirmemek anlamına gelmez mi? Kendi yaşama bakışının onların varlığıyla sınırlanması demek değil mi?
Oysa hayat çok kabadayıydı ve insan bunun bir adım sonrasının cinnet ya da ölmek olduğunu fark ettiği anda "Dur" diyordu kendisine, "Dur ve her şeyi unut. Sana yapılanı da senin yaptığını da unut."