Sizlere bir duygumdan bahsetmek istiyorum. Yakın bir zamanda çok yoğun bir şekilde hissettiğim bir duygumdan. “Korku”. Geçen hafta ailemle birlikte yüksek bir yaylaya gittik ve gece çadırda kalıp kamp yapmaya karar verdik. Tam gece yarısı gelip uyumaya niyetlendiğimiz saatte bir araba gelip durdu ve çadırda kalmamızın pek güvenli olmadığını çünkü bir süredir bu çevrede çok fazla yabani hayvan olduğunu ve bazen evlere bile girmeye çalıştıklarını söyledi. Ailem çadırda bir şey olmayacağını düşünse de ben aşırı derecede korkmaya başlamıştım. Sonra girdik çadırlara ve herkes sırayla uyumaya başladı. Bense gözümü kapatıp uyumaya çalışıyorum, bir tehlike olmadığına güvende olduğuma kendimi inandırmaya çalışıyorum ama en küçük bir çıt sesinde doğrulup ses var mı bir şey var mı etrafta diye kontrol etmeye çalışıyorum. İşte tam o an fark ettim. Dünyanın bir yerlerinde bazı çatılar altında benim yaşadığımdan çok çok daha ciddi korkular yaşayarak uyumaya çalışan insanlar var, çocuklar var. Her an bir şey olabilir, her an bir tehlike gelebilir korkusu yaşayanlar… Özellikle gecenin o derin sessizliğinde anlaşılıyor kıymeti gözünü kapatmadan hemen önce gördüğün çatının, evin tavanının altında güvende hissetmenin ne büyük bir şans olduğunun. Uykunun bastırdığı, gözlerin yanmaya başladığı, kapanmak için mücadele ettiği o anlarda tam bilinç uykuya yenilecekken algılanan tehdit duygusu…Uyuyamamadığın ve beli bir süre daha güven içinde uyuyamayacağını bildiğin için gelen o ağlama isteği… Benim bir gece yaşadığımı bunca zamandır yaşayanların olduğunu bilmek ise belki de hepsinden en kötüsü.