Günday’dan okuduğun ilk kitap Kinyas ve Kayra’ydı. Bir kitapla nasıl bir yazara hayran olduğumu, bir kitaba nasıl vurulduğumu sık sık bahsediyorum. Yazardan okuduğum ikinci kitap Azil. Ve nasıl bir başarıdır ki böyle bir kitap yazabilir bir insan düşünmeden edemiyorum.
Azil; deha ile delilik arasında. Asil Yaşayan Adil Ölmez arasında bir kişilik. Kaybolmuş bir ruh. Gerçek mi hayal mi bilinmeyen bir hayat. Okurken çelişkiye düştüğünüz ve Asil’i sevmek için neden aradığınız bir kitap. Elini omzuna dayayıp “Yalnız değilsin, seni anlıyorum.” Demek istediğiniz bir karakter. Öyle derin cümleler var ki çok yerinde.
Kalemi çok kuvvetli. Herkesin sevebileceği bir kitap değil maalesef. Herkes de sevmesin zaten. Aslına bakarsanız Kinyas ve Kayra’da da aynı şeyi düşünmüştüm. Sizi başka boyuta ve ruh haline bürüyen bir kaleme sahip.
Bana Oğuz Atay’ın Tutunamayan’ını hatırlattığı için Hakan Günday’ın kalemini ayrı olarak seviyor olabilirim. İyi ki hayatta ve iyi ki hala yazmaya devam ediyor
Doğu Avrupa’da Yolculuk, Gabriel Marcia Marquez’in 1950 yıllarında gazetecilik döneminde yaptığı seyahatin bir güncesi. Doğu Almaya’dan başlayıp Çekoslavakya, Polonya, Macaristan ve Sovyetler Birliğine uzanan seyahatinden gözlemlerini aktarıyor.
İzlediğimiz filmlerde, okuduğumuz kitaplarda 2. Dünya savaşının görünen kısmına hakim oluyoruz. Fakat bu kitapta yazar, daha çok sosyal ve kültürel açıdan halkın üzerindeki etkilerini okuyucuya aktarıyor. Şehirlerin ekonomik yapısını, savaş sonrasındaki kalıntıları ve halkın kendini iyileştirme çabasını okuyucuya çok güzel aktarmış.
Yazarın kalemi anlaşılır, konu bilgilendirici ve ilgi çekici. Özellikle 2. Dünya savaşı ve kalıntılarıyla ilgiliyseniz sizi tatmin edecek bir kitap. Özellikle Nazi kamplarına ziyaretleri epey ilgi çekiciydi. Birçok yeni bilgi edindiğim, çokça da sevdiğim bir kitap oldu. Tavsiye ederim