Bilinç, fazlalık olmanın bilincidir. Genişler, dört bucağa yayılır, koyu renkli duvarın üzerinde, lambalar boyunca ya da karşıda, akşam sislerinin içinde kendini kaybetmeye uğraşır. Ama kendini hiçbir zaman unutmaz; kendini unutan, bilinç olmanın bilincidir.
Birisini sevmeye kalkışmak önemli bir işe girişmek gibidir, bilirsin. Enerji, cömertlik, körlük ister. Hatta başlangıçta bir uçurumun üzerinden sıçramanın gerektiği bir an vardır. Düşünmeye kalkarsa atlayamaz insan.
Bu kalabalığın içinde, insanlardan nefret eden kişi de yerini bulur: O, bütünün uyumunu sağlayacak bir uyumsuzluktan ibarettir. Başkalarından nefret eden kişi bir insandır, öyleyse hümanistin de belli bir yere kadar başkalarından nefret etmesi gerekmektedir. Ama nefretini dozunda kullanan bilimsel bir mizantroptur o. İnsanlardan, onları sonrasında daha iyi sevebilmek için başta nefret etmiştir.