Bilindiği gibi günlük yaşamımızda sürekli olarak beş duyudan bahsederiz. Ancak, bir de farkında olmadığımız ama her an kullandığımız bir altıncı duyumuz vardır. Buna propriceptif duyu ya da anlaşılır bir Türkçe karşılık olarak özduyum/ derin duyum denir.
Bilinçaltı her türlü tehlikeye karşı kişiyi koruma üzerine programlanmıştır. Tehlikenin hayali veya gerçek olması onun için fark etmez... Sırf bu görevini yerine getirmek için mutlu anlarımızdan daha çok mutsuz anlarımızı kaydeder. Amacı aynı hatayı tekrar yapmamızı engellemektir ama bu olumsuzlukların birikmesi kişiyi depresyona kadar götürebilir.
Freud'un kişilik teorisinde hemen herkesin bildiği üç temel kavram vardır: id, ego ve süperego. Fakat bu terimler Freud'un düşüncelerini tam olarak yansıtmazlar. Bunlar aslında Freud'un Almanca terimlerinin Latince karşılıklarıdır: Freud "Ich" (ben) kavramını kullanmakla kişisel bir şeyi betimlemek ve "ben" kavramına yabancı olan, farklı bir şeyi işaret eden "Es" (o) kavramından belirgin bir şekilde ayırmak istemiştir. Bu kişi zamirlerinin Almancadan tercüme edilirken İngilizce karşılıklarından ziyade Latince karşılıklarına tercüme edilmesi, onların herhangi bir şekilde çağrışım uyandırmayan, soğuk terimler haline dönüşmesine neden olmuştur.
Bu kitap, dil hakkında bir tez çalışmasının metin haline getirilip toparlanmış halidir. 3 bölümden oluşmaktadır:
1. Hurafe Olarak Dil: Bu bölümde aslında dilin belirsizliklerle dolu olduğunu görmeksizin, dilin hurafe olarak görüldüğünden bahsedilmektedir. Fakat kusursuz dil arayışı, mantıkçı pozitivizmin objektif/ fizikalist bir bilim dilinin inşa edilebileceği ve modern bilimlerin bu bilim dili şemsiyesi altında birleştirilebileceği fikri bir hurafedir.
2. Oyun Olarak Dil: Burada Saussure ve Wittgenstein'ın "sistem fikri" ve dile ilişkin yaptıkları satranç benzetmesi ele alınmaktadır.
3.Figüratif Bir Fenomen Olarak Dil: Burada dili dil yapan metafor, metonimi ve alegori gibi temel unsurlardan bahsedilmiştir. Dili mümkün kılan şeyin bizatihi kendisi bu metaforlardır.
Sonuç olarak dil belirsizliklerle doludur.Birçok tanımı yapılabilir ancak tek bir tanımını yapmak mümkün değildir. Dilin, kendisinden başka hiçbir temeli yoktur. 'Anlamı', veya 'olguyu' yahut 'düşünceyi' veyahut 'hakikati' nakletmek için kullanılan bir araç değildir.
Dilin BelirsizliğiGökhan Yavuz Demir · Pinhan Yayıncılık · 201859 okunma