Gözlerinin önünde Olga'nın yeni bir hayali gülümsüyordu. Bu hayal tutkulu, bencil bir kadının, çocuklarını büyütmek için bütün sağlığını kaybederek kimseye hayrı dokunamaz hale gelen bir annenin hayali değil, bambaşka, çok üstün, hemen hiç görülmedik bir kadının hayali idi. Bütün bir kuşağın ahlaki, toplumsal hayatında payı olan yaratıcı bir anne düşünüyordu. Böyle bir amaca erişecek kadar gücü ve iradesi olup olmadığını kendine endişe ile soruyordu. Onun hayatı fethetmesine, zorlukları yenmesine, cesaret kazanmasına yardım ediyordu. Bu işi daha gençlik ve gürbüzlük çağında, hayat kendilerini henüz korurken ya da yumruğunu henüz kuvvetle indirmezken, kederleri aşk içinde kaybolurken yapmaları gerekmez miydi? Günlerinin karardığı zamanlar olmuş, fakat uzun sürmemişti.
Kendisi mutsuz aşkının çilesini dolduracak, geçmişine ağlayacak, ruhunu körletecek, her şeyi unutacak, sonra... Sonra belki makul bir şekilde evlenecek, akıllı uslu bir kadın, bir anne olacak, geçmişini bir genç kız hülyası gibi defterden silecek, yaşamaktan zevk almaya değil, hayata katlanmaya çalışacaktı. Bütün kadınların yaptığı da buydu.
Leylaklar geçti, dünkü güzel gün, hayallerle, sıkıntıyla dolu gece de geçti... Evet! Bu an da geçecek! Dün gece geldi geçti, fakat yepyeni bir sabah doğdu...
Kurnazlık bozuk para gibidir: Onunla büyük şeyler satın alınmaz. Bozuk para ile bir insan ancak birkaç saat yaşayabilir. Kurnazlıkla bir şeyi gizleyebilirsiniz, bir adamı aldatabilirsiniz ama onunla geniş bir ufka varamazsınız, büyük olayları bir sonuca götüremezsiniz. Kurnazlık kısa görüşlüdür: Burnunun ucundakini iyi görür fakat çok defa insanı başkaları için hazırladığı tuzağa düşürür.