"Ağır ağır alçalıp, kaynaya kaynaya yükselen deniz sularının çıkardığı sese kulaklarınızı tıkarsanız; her iki yanınızdaki eğreltiotlarıyla kaplı çalıların ne denli çirkin renkli ve ne denli ıssız olduğunu görmezlikten gelirseniz, o zaman canavarı belki aklınızdan çıkarır, hayallere dalabilirdiniz bir süre."
"Toplantılar! Amma da bayılırız toplantılara! Tanrının günü toplantı olsun. Günde iki kez toplantı olsun. Konuşup duralım..." Dönüp dirseğine yaslandı: "Bahse girerim ki, şimdi denizkabuğunu öttürsem, koşa koşa gelirler hemen. Hepimiz ağırbaşlı haller takınırız. Biri kalkıp der ki, bir jet uçağı yapalım, ya da bir denizaltı, ya da bir TV alıcısı. Toplantı bittikten sonra, beş dakika çalışırlar; sonra gene basıp giderler ya da ava çıkarlar."