Adamın biri şöyle dua ediyordu: "Allahım! Beni, Muhammed'in şefaatinin isabet ettiklerinden eyle." Bunu duyan Huzeyfe [radıyallahu anh] adama şöyle demiştir:
"Allah gerçek müminleri, Muhammed'in şefaatine gerek olmadan cennetine koyacaktır. Onun şefaati, müslümanların büyük günah işleyenlerine aittir (Sen bütün günahlardan kaçarak rahmetle cennete girmeye çalış)."
Adamın biri Hasan-ı Basrî'ye (rahmetullahi aleyh), "Falanca senin gıybetini yaptı." dedi. Bunun üzerine o gıybet edene bir tabak taze hurma göndererek, "İşittiğime göre, sevaplarından bana hediye etmişsin. Buna karşılık ben de sana bu hurmayı hediye gönderdim. Ama kusuruma bakma, senin hediyen kadar kıymetli bir şey gönderemedim." demiştir.
Allah Teâlâ, gıybet edeni peşinen yermişken, sen insanların seni sevmesini ve yermemesini beklersin. Bu durum cahilliğin ve akılsızlığın ta kendisidir.
"Üç sınıf insan vardır ki Allah Teâlâ kıyamet günü onlarla (hoşnutlukla) konuşmaz ve onlara (rahmet nazarıyla) bakmaz. Bunlar şunlardır:
• Yaptığı iyiliği başa kakan
• Malını yalan yeminle satan
• Eteğini yerde sürüyerek kibir ve gururla gezen kimse."