İnsanın gerçek anlamda özgürlüğü yalnız Allah'a kulluk/ibadet etmesiyle mümkündür. Allah dışındaki ilahlar, nefis ve tüm sahte tanrılar, insanın özgürlüğü ve iradesi önündeki engellerdir... Gerçek ilaha kul olan bireyler fıtrat ve özgürlüğüne engel olan tüm bağlardan, sınırlamalardan kurtulabilmiş, etrafına örülen korku duvarlarını aşabilmiş ve kendini gerçekleştirmesi mümkün olabilmiştir. Kâmil iman ehlinin, nefsinin, çevrenin hatta tüm ağyarın koyduğu/çizdiği engelleri/sınırları aşabilmesinin, ölüme dahi kafa tutabilmesinin ardındaki sır yalnız Allah'a kulluk olsa gerektir.
Özgürlük O'nun dışında (nefis de dahil) kimseye boyun eğmememektir.
Dünyalık kazanmaktan başka gayesi olmayan ey gafil! Firavun'dan hiç farkın yok. Aynı kötü ahlak sende de var. Kendini beğeniyorsun. Mal ve şehvet peşinde koşuyor ve kibirleniyorsun. Kötü hallerinden bahsedilse, canın sıkılır, hoşuna gitmez. Başkalarının durumu sana masal gibi gelir. Nefsinin, seni Allah'tan uzaklaştırdığının farkında bile değilsin. Firavun'un elindeki fırsatlar, zenginlik, güç senin elinde olsa, sen de çok canlar yakardın.
⁃ Duru ve berrak bir su gibi olan ruhun, bulanık bir yer gibi olan cesette hapsedilmesinin hikmeti nedir?
Hz. Ömer (ra) şöyle cevap verdi:
- Ses ve sözle ilgisi olmayan manayı neden kelimelerle ifade ediyorsak, neden yazıya döküyorsak, ruh da bu yüzden beden denilen kalıba sokulmuştur.
Sorduğu sorulara aldığı cevaplar, elçiyi mana kadehinden içki içmis gibi mest etti. Kendinden geçirdi. Getirdiği haberi de ne için geldiğini de unuttu. Allah'ın (cc) büyüklüğüne, gücüne kuvvetine şaşırıp kaldı. Bu makama ulaşınca da elçiliği bıraktı.