"Allah'ın yaratılanlar arasında üçyüz'leri vardır, Onların kalpleri Âdem'in kalbi üzeredir (Onun gibi düşünürler, Onun duygularını taşırlar). Yine Allah'ın yaratılanlar arasında kırkları vardır. Onların kalpleri Mûsâ'nın kalbi üzeredir. Keza Allah'ın yaratılanlar arasında yedileri vardır. Onların kalpleri İbrâhim'in kalbi üzeredir. Yine Allah'ın yaratılanlar arasında beşleri vardır. Onların kalpleri Cebrâîl'in kalbi üzeredir. Keza Allah'ın yaratılanlar arasında üçleri vardır, Onların kalpleri Mikail'in kalbi üzeredir. Allah'ın yaratılanlar arasında bir kulu vardır. Onun kalbi İsrâfîl'in kalbi üzeredir. Bir olan öldüğünde Allah onun yerine üçlerden birini getirir. Üçlerden biri öldüğünde Allah onun yerine beşlerden birini getirir. Beşlerden biri öldüğünde, Allah onun yerine yedilerden birini getirir. Yedilerden biri öldüğünde Allah onun yerine kırklardan birini getirir. Kırklardan biri öldüğünde onun yerine üçyüz'lerden birini getirir. Üçyüz'lerden biri ölünce de onun yerine avam halktan birini getirir. Onlar vesilesiyle yaşanır, ölünür. Yağmur yağdırılır, bela def edilir."
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) buyurur ki:
"Vücutta öyle bir et parçası vardır ki, iyi/doğru/düzgün olursa bütün vücut iyi/doğru/düzgün olur; O bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir."
Kur'ân, insanın bilgi edinme sürecinde, kulak, göz ve akılla birlikte kalbe de yer verir ve insanın diğer duyuları gibi, kalbin davranışlarından da onu sorumlu tutar:
"Bilmediğin șeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp; bunların hepsi o şeyden sorumlu olur."'