Muharrem ayına 3 gün kaldı. Sinezen okumayı öyle özledim ki. Normalde de arada okurdum ama kendi sesime sevdalı biriyim. Çok karizmatik sesim var. Bir an gelse de şöyle kendimden geçe geçe sinezen okusam. 😊
O değil de Muharrem ayı geldi çattı neredeyse. Ben var ya öyle güzel sinezen okuyorum ki. Tam safkan Azeriyim. Ha sesimi titretemiyorum benimki biraz Tebrizliler gibi oluyor ama tadından yenmez. Rahmetli Şah İsmail Hatai görse anlımdan öper 😉
Reklam
Hazır bende KPSS'ye çalışıyorken bedava kaside, beyit, ne bileyim ağır nedir ne değildir dersi verilir. Beraber öğrenelim kuruş para almam. Şimdi sünniliğe bir şey demiyorum ama özür dilerim ama aman neyse... Belli ki Şia takıntısı bir sayfa aşağıda bağlantısını paylaştığım bir video paylaşmış üzerine "Savaşa damga vuran şarkı" tarzında. Şimdi gelin birlikte Koşuk, Ağıt, Mersiye, Kaside nedir diye bakalım. Koşuk zaten İslamiyetten evvel kendi imalatımız. Ağıt zaten halk içinde türeyen bir şey ki Osmanlı ve Selçuklu'ya daha yakındır. Şimdi benim sevgili dış dünyadan kopuk milletim. Koşuk neydi? Eski Göktürk inanışında yani Şamanizm'de ölen liderin veyahut dini şahsiyetin arkasından söylenen bazen yas bazen de ölen kişinin geçmişte yaptığı başarılarla ilgili yakılan bir matem değil mi? Gerisini biliyorsunuz siz toparlayın. Şimdi İran'da ve bizim Doğu Anadolu'da "nuhe, sinezen" diye anılan aynı az evvel saydıklarımım birebir aynısı ama isim ve coğrafya farklı şekli var. Nuhe Koşuk'a eş değer, Sinezen ağıta. Allah billah aşkına açıp bir Kur'an okumayın elin ağır şizofrenisinin Hz. Ali'nin (a.s) Nehcü'l-Belagasından değiştirdiği kitabına tapınıyorsunuz hadi Şiayı geçtim ulan hayrına başka dinleri, ideolojileri vs.leri de araştırın asalak gibi otu boku eleştireceğinize. Aşağıda paylaştığıma şarkı demişler. Evet, şarkı benim otistiğim. Sende zaten bir büyüğün ölünce cenazesinde şarkı söylüyorsun. instagram.com/reel/DVv3Elbjhq...
MUHARREM AYI MATEMLERİ - 4.GÜN
Dünden. Gürpınar İmam Rıza Ehlibeyt Camisinde dün akşam Muharrem ayından dolayı matemdeydik. O videoda gördüklerinizin hepsiyle ahbabım. Allah göstermesin başıma en ufak bir şey gelse ve duysalar düşünmeden yardıma koşacak insanlar. Bazen Tuzluca ilçesiyle iceşiyorum o bile depar atar. Soran olursa ne yaptığımızı anlatayım. Biz Caferilik mezhebine mensup Azeriler Muharrem ayında camiye toplanıp Ehlibeyt adına yas tutarız, sinemize o acıyı hissetmeyi sembolik olarak vururuz. Arada sırada bana "Caferiler meydana çıkıp zincirle sırtına vuruyor" diyenler oluyor. O benim çocukluğuma kadar devam etti ama sonra onu yapmanın yerine her Muharrem ayında yine Ehlibeyt'in acısına ortak olmak için Kızılay'a kan verme kararı alındı. Türkiye'de ki Caferileri temsil eden Selahaddin Özgündüz böyle bir karar alınca herkes öyle yapmaya karar verdi. Aşura günü misal biz tatlı yemeyiz. Onla da ilgili isterseniz sebebini anlatabilirim. Aşura günü Halkalı'da şuan yerinde kültür merkezi olan yerde anma törenleri yapılır. Bu anma törenlerine Alevi dedeleri, Caferi âlimleri, meddahlar vs. gelir. Meddahlar genelde Azerbaycanlı veya İranlı oluyor. Meddah dediğim de aynı videodaki kardeşlerimiz gibi "sinezen, nuhe, mersiye" dediğimiz ağırlar yakıyorlar. Nuhe ve sinezen birbiriyle bağlaşıktır. Nuhe meddahın normal matem için söylediği ağıttır. Buna acısıyla destek olmak için sineye vurulmasıyla söylenmesine sinezen denir. Mersiye'de daha acılı şeklidir. Daha acılı dediğim öyle zincirlerle kendini parçalamak değil acıyı içine içine yaşamaktır. Misal sanki Hz. Hüseyin (a.s)'nin acısını bizzat görmüşsün gibi. Bu videoda da sinemize vurmasak orada gardaş sadece ağıt yaksa bu nuhe olur. Muharrem ayı bitene kadar böyle yaparız. Bir de biz Muharrem ayı ve Sefer ayında evliliği sakıncalı görürüz. Bunun
Tasavvuf ve Din
Geleneksel hüznümüzün ana kaynaği... Amma bizde Aşktan başka bir Aşk Hüseyin Azeri -Fars sinezen youtu.be/9-udOvj29ZI
Aşura
Kerbela bir toprak parçası, Aşura ise sadece gün adından ibaret değildir. Aşura hadisesi, Sakife biatından sonra Ehlibeyt imamları elinden alınan hak ile bozulan ve yozlaşan bir İslam hükumeti (islamı kullanan zalimler) döneminde hicretin 61. Yılı Muaviye oğlu Yezid lanetullahi aleyha eli ile vuku bulmuştur. Bir mersiye ve bir sinezen ile üstün körü geçilecek mevzu da değildir. Hak olan İmam Huseyn aleyhisselam’ın hürmeti ayaklar altına alınmış. Ali Ekberi at nalları altında çiğnenmiş, Kasım'ı başından aldığı darbe ile şehit edilmiş, Ali Asgar'ı 3 başlı ok ile 6 aylık iken başı bedeninden ayrılmış, uzun boylu sakkası kalbinden ve gözünden oklanmış, kol,ayak ve başı bedeninden ayrılmış ve nice yarenlerinin kanı dökülmüştür. Tam savaş bitti derken zulmün devamı kadın ve çocuklar üzerinden devam etmiştir... Zeynep selamullahi aleyha Kerbela çölünde babasız kalan evlatları muhafaza ederken darbeler almış, Rugayye selamullahi aleyha yanan çarşafı ile düşmandan kaçarken zalim asker kulağındaki küpeyi kulağından yırtarak alınmıştı... Diriye saygısı olmayan kafirler, İmam Huseyn aleyhisselam’ın mübarek bedeninde ne var ise yağmaladı! Öyle ki tarihte benzeri olmayacak şekilde bedeni çıplak bırakılmış, boğazı arkadan kesilmiş, sakalları yolunmuş ve parmağındaki yüzük alınmak üzere parmakları kesilmişti... Bu sebepten Aşura günü gibi bir gün olmadığı şuuru ile o güne değer verip, anısı yaşamayı ve yaşatmayı şiar edinin. Allah ilkinden sonuncusunu dek zalimlere lanet eylesin. Alıntı: ehlibeyttakvimi.com
Kur’an ve Ehl-i Beyt
Reklam
Reklam