Yarına çıkacak bir cümlen olsaydı Haldun Bey,
böyle hoyratça terk edebilir miydin beni?
Sahi bir sevdanın ömrü kaç haziran eder Haldun Bey?
Bak, sınır boylarında biriktirdiğim sabır nihayet barikatları yıkıyor;
Ve sana dair ne varsa içimde, amansız bir ihtilale kalkışıyor.
Kendi içimde devirdiğim bu kaçıncı tahtın, bu kaçıncı sana karşı mağlubiyetim? Bilmiyorum.
Bildiğim bir şey varsa
Bütün marşlar susuyor, bayraklar yarıya iniyor adının geçtiği meydanlarda.
Silahlar bırakılıyor, cepheler terk ediliyor ansızın.
Zira hiçbir ihtilal, senin bakışlarındaki o derin kuşatmayı geçemiyor.
Ah Haldun Bey,
Her şeyi bir kenara bırakıp sana doğru dolu dizgi koşasım var yine,
Gözlerinden öpesim var, o çok öpülesi gözlerinden.
Varsın kaç haziran geçerse geçsin Haldun Bey
Benim her mevsim yine seni sevesim var.