Hüzün tutkunluğu toplumumuzda en yaygın olan duygusal tutkunluktur. Birisi “nasılsınız?” sorusuna, “eh nasıl olalım, iyi diyelim iyi olalım” türünde cevap verirse, bu kişide bir karamsarlık tutkusu vardır. Şarkıların, türkülerin, şiirlerin, hikâye, masal ve efsanelerin hüzün dolu olduğu bir toplumda, bu tutkunluğun derinlere giden tarihsel bir kökeni olduğunu anlarız.
Hüzün tutkunluğu olan kişi, başına gelen olaylardan, kendi yaşamında olan bitenlerden kendini sorumlu tutmaz; kendisi aciz zavallı bir yaratıktır; herkes kötüdür ve ona “felek” de dâhil kötülük etmektedir. “iyi” fakir ve acizdir; “kötü” zengin ve kudretlidir. Hüzün tutkunun yapabileceği bir şey kalmıştır; inlemek, ahlamak, vahlamak ve kendisine acındırmak.