sinvoz

Umudumsunuz
Aklım karışık. Yorgunum. Hiçbir iş yapmadan nasıl yoruluyorsun bu kadar? Hiçbir iş yapmadın mı? Bekliyorum ben. Beklemek yormaz mı insanı?
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Umudumsunuz
Sol üst köşeden ortaya kadar kırık ve neredeyse tamamı kararmış aynada yüzüne baktı. Günaydın, tanışıyor muyuz? Bu yüz tanıdık mı geliyor bana, yabancı mı? Hangisi daha vahim? Yüz çevirdi. Kendi yüzünden yüz çevirdi, pencereye yürüdü, aşağıya baktı.
Umudumsunuz
“Buraya geldim.” sonra buraya gelmiş. Neyi geride bırakıp? Kaçıyor muymuş? Kasabada söylentiler dolaşıyor. Benim hakkımda. Neler söylüyorlar benim bilmediğim kim bilir. Duyduklarım bile yeter. Kaçtın mı? “Neden?” dedi, dikkatle. Yaşlı adam çayından bir yudum aldı. “Beklemek için. Gelecek. Beklemek için.” “Ne zamandır bekliyorsun?” Pencereden dışarıya bakıyordu hala. Sabit bir noktaya sanki. Bardağı boşaldı. Kalkıp ocağa gidip… “Bilmem, ne önemi var ki zamanın. Süreyle mi beklenir? Ya beklersin, ya beklemezsin.” Çayını doldurmaya kalkmayacak, ben kalksam. Benim de çayım bitti. “Şu ağaç var ya…” dedi yaşlı adam. Yaşlı adamın baktığı yere baktı. Seçemedi. “Onu ben diktim. Belime geliyordu. Fidandı daha. Zaman mı soruyorsun? O işte…”
Umudumsunuz
“Yabancı mısın?” Yabancı mıyım? Oldukça. Tarif edemeyeceğim kadar. Ama söylesem ne anlayacak. Döndüm, baktım sadece. “Belli!” dedi. “Kasabada otel yok. Kime geldin?” Kendime bile gelemedim ben, kime geleceğim.
Umudumsunuz
Uyku; geniş ve derin ve sıcak sığınak.