• Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

    “İnsanlar Cehennem’e gelirler, sonra amellerine göre oradan geçerler: Onların ilk grubu şimşek hızıyla geçer. İkinci grup rüzgâr gibi geçer. Sonra at süratiyle, at binicisi süratiyle, sonra yaya koşusuyla, sonra da yaya yürüyüşüyle geçer.” (Tirmizî, Tefsîr, 19/3159)

    İnsan, Sırât’ın üzerinde ne kadar çok kalırsa o kadar Cehennem ateşinin harâreti, dumanı, kötü kokusu ve kötü manzaraları ile azâba mâruz kalır. Bundan daha kötüsü de her an Cehennem’e düşme korkusu içinde dehşetli anlar yaşar. Bu sebeple insan oradan ne kadar hızlı geçerse o kadar selâmet içinde olur.

    Yine Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizşöyle buyurmuşlardır:

    “…Sırat’tan ilk geçenleriniz şimşek hızıyla geçerler… Sonra rüzgâr gibi, sonra kuşun uçuşu ve bir adamın hızla koşması gibi geçerler. Onları bu şekilde amelleri geçirir. Bu esnâda sizin Peygamber’iniz de Sırât’ın başında durur ve devamlı olarak;

    «Yâ Rabbi, selâmet ver, selâmet ver!» der.

    İnsanların amelleri kendilerini Sırat’tan geçiremez hâle gelinceye kadar bu durum böyle devam eder. Hattâ bir kişi gelir, yürümeye güç yetiremez de sürünerek gitmeye çalışır. Sırât’ın iki tarafında asılı çengeller vardır. Bunlar emrolundukları insanları yakalamakla vazifelidirler. İnsanların bir kısmı bu çengeller tarafından tırmalanmış ve yaralanmış vaziyette kurtulur, bir kısmı da Cehennem’e atılıverir.” (Müslim, Îman, 329)