Giyotinin o soğuk üçgen demirini ensesinde hisseden bir halk. Bu kitap, tarihsel bütünlüğü içinde değerlendirildiğinde Fransız İhtilalinin yarattığı heyecanlı atmosferin insana yaklaşım açısından çok da açık ara bir fark yaratmadığının kısa bir göstergesi niteliğindedir. Söz konusu eser dönemin ihtilal/ihtilal sonrası toplumsal bakış açısını yansıtan yazınla üslup bakımından oldukça paralel. Örneğin diğer bu tür eserlerde olduğu gibi burada da tasvirler oldukça canlı, adeta Paris'in sokaklarında sizi elinizden tutup gezdiriyor. Öte yandan yaşam haklarının, en azından özgür yaşam haklarının insanların ellerinden alındığı tuhaf bir döngü satırlarda kendini hissettiriyor. Sanki otorite işine yaramayacak kişileri kendi içinde öğütüyor gibi. Ayrıca tüm bunları yaparken de bugün laiklikle övdüğümüz toplumların o zamanlarda dini nasıl da siyasi sebeplerle kullandıklarını rahatça görebiliyoruz. Sonuç olarak kitap, Hasan Ali Yücel serisinden olduğunu da hissettiriyor, yani dilimize kazandırılmasının belli bir amacı var. Ufak bir öneri: Anatole France'ın "Tanrılar Susamışlardı" adlı romanını ve Alexis de Tocqueville'in "Eski Rejim ve Devrim" isimli incelemesini bu kitaptan önce okumak tarihsel bağlamı kronolojik bir şekilde anlamak adına faydalı olabilir.