Ezginin Günlüğü Pir Sultan kızıyım ben de Banazda Kanlı yaş akıttım baharda güzde Koç babam astılar kanlı Sivasta Dar ağacı ağlar, Pir Sultan deyi, deyi Yıldızdır yaylası dost, Banazdır köyü Dost hey dost, dost hey dost Yaz bahar ayında medet dolanır suyu Sularda ağlaşır hey dost, Pir Sultan deyi Aradım eski hayalleri Vakitsiz geçip giden trenlerde Sevgili arkadaş yüzleri Dünya inan ki bildiğin gibi degil cocuk Geceydi ay vardi, bütün hayatımız Uzak bir yıldızdan düşmüş gibiydi Dilimde bir genclik sarkisiyla Aradım eski hayalleri Dünya inan ki bildiğin gibi değil cocuk Bir dümensiz sandal, belki oyuncak bir kayık Leyla sensin, sevdiğin hayal değil cocuk Eski bir sevdadır akıntıya karsı yolculuk Uzun bir yol vardı, nehir boyunca Derin yamaclardan daglara dogru Bir cocuk bulutlara cıkardı Gördüğü düşün kanadıyla
Müzik
Herkesin putu kendine şirin Herkes başkasının putuna İbrahim...
Reklam
Irkçıyım demeyin!
1944 davası gibi Türkçü Turancılık yeniden lanetlenebilir. Çünkü küllerinden doğan bir akıma dönüştü. Peki nedir bu 1944 davası? 1944 Irkçılık-Turancılık Davası, bu toprakların gördüğü en büyük haysiyet, sadakat ve aynı zamanda en büyük ihanet kırılmalarından biridir. Türk tarihinin sayfalarına kapkara bir leke gibi kazınan, ama o lekenin içinden birer çelik gibi parlayarak çıkan Türk milliyetçilerinin destanıdır. ​Gelin, hafızamızı bir tazeleyelim de o günlerde ne dolaplar dönmüş, kimler kimlerin arkasına saklanmış bir kez daha görelim. ​Yıl 1944. İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına yaklaşıyoruz. Dünyadaki dengeler değişiyor, Sovyet Rusya ayısı pençelerini bileyliyor. Dönemin Ankara hükümeti ise arkasını sağlama almak, "Bakın biz faşist değiliz, komünist hiç değiliz, ortadayız" mesajı vermek için bir kurban arayışına giriyor. İşte tam o sırada, ömrünü Türk ülküsüne adamış, tavizsiz, bükülmez bir kale çıkıyor karşılarına: Hüseyin Nihal Atsız. Başbuğ ​Atsız Ata, dönemin Başvekili Şükrü Saraçoğlu’na yazdığı o meşhur açık mektuplarla (yorumlarda mektupların genel yapısını yazdım, dileyen okuyabilir.) devletin kalbine sızan lanet sapkın komünist yapılanmaları, millî eğitimdeki çürümeyi bir bir deşifre ediyor. Vatan hainlerinin isimlerini bir bir yüzlerine çarpıyor. ​Peki devlet ne yapıyor? Teşekkürü geçtim, hakikati söyleyen her Türk aydınına yapıldığı gibi Atsız’ın üzerine çullanıyorlar! Sabahattin Ali gibi isimleri maşa olarak kullanıp Atsız’ı mahkemeye veriyorlar! ​3 Mayıs 1944’te Ankara’daki duruşma günü, o güne kadar susturulduğunu sandıkları Türk gençliği bir çığ gibi Ankara sokaklarına dökülüyor. (Benzeri yaşanacak, biliyorum. Tarih tekerrürden ibarettir ve biz tekrar bunları yaşayacağız) Binlerce Bozkurt, "Kahrolsun komünistler!" diye bağırarak Atsız’ın
1000Kitap

umay • İTC

@otuken_okuru
·
Bunu alıntılayıp ırkçılık üzerinde konuşacağım. Diyemiyoruz.
Gerçek düşüncelerimizi belki bu vakte kadar sakladık. Ancak şu anda tutukluyuz. Esir alındık. Artık tüm gücümüzle aktif olma yaktidir.
Alıntı
Zira sesin şirin, yüzün güzel. Yalnızız🤍
Alıntı
Ferhat dağı delmedi mi Şirin'in düşü için...🎧🍺✨
Müzik
-yar qasidi.
ah geceler yatmamışam men sene laylay demişem sen yatalı men gözüme ulduzları say demişem herkes sene ulduz deye özüm sene ay demişem senden sora heyate men şirin dise zay demişem her gözelden bir gül alıb sen gözele pay demişem*
Alıntı
Reklam
Reklam