diyorsunuz ki, ”taşımak zor yaşamı.” yoksa neye yarardı sabahları gururlu olup da akşamları teslim oluşunuz?
taşımak zordur yaşamı: ama bu kadar çıtkırıldım olmayın siz de! hepimiz şirin, dayanıklı eşekleriz, erkeğiyle dişisiyle.
"Güzel camileri yok bu şehrin..."
“Yoktur. Cami ve minare güzelliğini sen İstanbul'da görmelisin kızım!"
Minaresiz veya minareleri zevksiz bir Müslüman şehri, İstanbul'un karadan ve denizden giriş manzarasını görmüş, buna alışmışlar için -hurmalar, palmiyelerle süslü olsa- gene de insana bir bodurluk hissi veriyor. Şirin Beyrut bir Müslüman kalabalığının oturduğu yer ise de hemen hemen minaresiz. Dört beş minare var ama Türkün anladığı manada değil!
Minarecilikte biz gerçeklen ilahî bir hüner göstermişizdir. Türk minaresi o kadar güzel ve bütün İslam minareciliğine üstün bir sanat eseridir ki bu, maddi cephesi epeyce katı hale sokulmuş dinin noksan kalan tarafına bir şiir eklemeye muvaffak olmuştur. Göğe ve manevi dünyaya ancak Türk minaresinden yükselmek mümkündür, denilebilir.
Destên min dirêjî ber bi te
Dilê xwe dirêjî dilê min bike
Em rûbirû ber bi hevdû ve
Bistrên stranên jiyana şîrîn
Jiyana me bla legel hev
Pêkve bifûre bi şadimanî
Têkve biçilmise ji kesera hev
Evet o şirin, güzel gençlik nimetine istikametle, taatle şükretse hem ziyadeleşir hem bâkileşir hem lezzetlenir. Yoksa hem belalı olur hem elemli, gamlı, kâbuslu olur, gider. Hem akrabasına hem vatanına hem milletine muzır bir serseri hükmüne geçirmeye sebebiyet verir.