Aykut cumadan salı gününe kadar yüzüme bile bakmadı. Maç günü, yemek saatinde, ön bilgi verdi ''Bakın arkadaşlar, köşe vuruşlarımızı atacak kişi Cristian'dır. Alex bugün oynamıyor.
Bu ne şimdi böyle? Patladım. Oyuncular korkuyla birbirlerine bakıyorlardı. Öfkelendim, öfkelendim.. Be adam, dört gündür beraberiz, 1 lig maçı 3 antrenman. Bana buna dair tek kelime etmedi. Salı günü gelse, dese ki bak, yapmak istediğim şu şu, hiç sorun yok. Fakat o ne yaptı, köşe vuruşlarını Cristian kullanacak..
Sorun Fenerbahçe yöneticisi Hakan Bilal'in ısrarından bir türlü vazgeçmemesiydi. İstanbul'un çok güzel bir şehir olduğunu, Türkiye'de futbolun çok popüler olduğunu söylüyordu. Ben dinliyor ve gülüyordum, Türkiye mi? Hiçbir koşul beni oraya götüremezdi.
''Halk robottan farksızlar dedin ya demin, sence hangi lider halkının koyun sürüsü gibi olmasını ister?'' diye sordum, bana yanıt vermekte zorlanacağını umarak.
''Suça bulaşmışlar olanlar. Halkını sömürmüş, halkın sırtından rant edinmiş olanlar. İşte onlar, haliyle halk hiç uyanmasın, sorgulamasın ister. Ve bunu mümkün kılmak için elinden geleni yapar''