Sana kendimden bir şey getirmiştim.
Bir yerde oturuyorduk,konuşarak.Nasıl olduysa, garsonlar masayı toplarken, getirdiğimi de alıp kaldırmışlar.Çıktık.Bir araca tam bindik ki, senin aklına geldi—çantana bir baktın,ve hemen,”İniyoruz”dedin.İndik.Geri gidip bulup aldık sana getirdiğimi; araç sırasına geri döndük.
O,kesin,”İniyoruz”demen, belirleyiciydi—içime ışık dolmuştu,sen bunu söyleyince—
Her şeyi,apaçık, ortaya koyuyordu:-
Önem veriyordun —benim olan;benden sana gelen,önemliydi senin için—kararlıydın:-
En temelidir bu,ilişkinin: önem vermekte kararlı olmak.
Bunun önemi de,hiçbir ön düşünce taşımamasında:öyle,kendiliğinden,oluşuvermesinde;sanki,hiç düşünülmeden, hesaplamadan,amaçlanmadan,yapılıvermesinde.