Ernest Gellner’in Şerif Mardin Hoca’ya söylediği bir söz aklıma geldi. Diyor ki:
“Türk erkeğinin Cumhuriyet öncesi iki özelliği vardı. Biri maçoluk, diğeri ise sufi eğitim neticesinde kazanmış olduğu zengin bir derviş kalbiydi. Tıpkı bir şövalye gibi…
Modern dönemle beraber o sufi eğitim kesilince, ortada Türk erkeğinin sadece maçoluk özelliği kaldı.”
Ezoterik gelenek Tanri'yı, yaratıcı gücü isimlendirmekten ziyade bir zamirle ifâde etmeyi tercih eder. Bu zamir de Islâm tasavvufunda HÜVE zamiridir. Karşılığı, "O" demektir. Bizde, sûfi zikrin-de "Hû" demek, Hindu geleneginde "Om" demek gibidir; "Om" isim degildir, zamirdir. Neden sonsuz güc sahibi, yüce varlık böyle bir zamirle çağrılıyor? Çünkü ben sana hangi ismi verirsem vereyim, o ismi sana verdigim anda seni kayıtlamış olurum. Oysa zamir daha mutlak ve kapsamlıdır.