"Onu keskin ve yoğun bir özlem duygusu uyandırmıştı.Yakıcı, yeri boş kalan, içini sızlatan bir özlem duygusu ama bu duygunun nereye yöneldiği belli değildi. Öylesine bir özlemdi işte; belki boşluğa, belki hiçbir yere, belki de özlem duygusunun ta kendisine."
Uzakdoğu öğretileri, Zen Budizmi, Tao felsefesi de öyle söylemiyor muydu zaten: "Bırak hayat bir nehir gibi aksın; olumlu düşün ki her şey olumlu olsun; dünyadaki kötülüklerin kaynağı olumsuz düşünmektir."
"Merhamet istemiyorum, hiç kimsenin acımasına ihtiyacım yok, merhamet de zulmün bir parçası; ne bana acıyın ne de çocuğuma. Merhamet zulmün merhemi olamaz."