Cehennemde vücudum o kadar büyüsün ki tâ ehli imana yer kalmasın.” diyor. Bediüzzaman da öyle diyor: “Ben cemiyetin îman selâmeti yolunda âhiretimi de feda ettim. Gözümde ne Cennet sevdası var, ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmi beş milyon Türk cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun. Kur'ânımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa Cenneti de istemem; orası da bana zindan olur. Milletimizin îmanını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım: Çünki; vücudum yanarken, gönlüm gül-gülistan olur.”..
Hz. Süleyman , uçağın.
Hz. Davut ,demir ve bakırı eritip eşya yapmanın.
Hz. İdris ,terziliği.
Hz. Nuh ,gemiciliğin.
Hz. Musa ,sondojcılığının.
Hz. Yusuf , saatçiliğin.
Hz. İsa , tıbbın piridir.
Sadece inananlara değil, onlar kadar inanmayanlara da seslenmektedir. Bizim Bediüzzaman’dan anladığımız budur. Çünkü o, yeryüzündeki herkesin imanı için dertlenen ve her kesimin günahına ağlayan adamdır.