siyal

siyal
Okumayı ve yaşamayı seven biriyim. Gerçi ikisine de vakit bulamiyorum çoğu zaman.
Böylece Hermeneutik aracılığıyla açımladığımız çok anlamlı sanat yapıtı, kendini tanımamızda bize 'sen busun' diyerek yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda da 'yaşamını değiştirmek zorundasın' der. Çünkü ona göre bizler, 'deneyimin süreksiz kesikliğini varlığımızın sürekliliği içinde ortadan kaldırmaktayızdır.
Sayfa 314·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kişi düşmeden önce, gurur düşer, diye öğretmişti annesi ona. Gurur bir şakadır. İnsanın içindeki yabancıyı güldürür eninde sonunda. Peyna bu sözün anlamını O zamanlar anlayamamıştı ama şimdi anlıyordu. Bu gece onun da içindeki yabancı gülmeye başlamıştı. Öyle gülüyordu ki, uyku tutmuyordu ihtiyarı. Oysa ertesi gün zor ve yorucu bir gün olacaktı.
Sayfa 252·Kitabı okudu
Thomas'la ilgili bir şeyi, Thomas kendi bilmezken Flagg'in bilmesi size garip mi geldi? Aslında hiç de garip değil. İnsanların zihinler i, hele de çocukların zihinleri kuyu gibidir. İçinde tatlı su dolu derin bir kuyu gibi. Bazen belli bir düşünce kişiye dayanılmayacak kadar tatsız gelirse, kişi onu kalın kutuya kapatır, o kuyuya atar, sonra suya düşme sesini dinler, daha sonra da kutu yok olur. Ama tabii aslında tam da yok olmaz. Flagg çok yaşlı ve çok akıllı olduğundan, aynı zamanda çok da kötü olduğundan, en derin kuyuların bile dibi olduğunu bilirdi. Bir şey göze görünmüyor diye, onun yok olmuş olması şart değildi hala oradaydı işte ... dipte duruyordu. Flagg ayrıca, o uğursuz, ürkütücü düşüncelerin içine konduğu sandığın bir gün çürüyeceğini, pisliklerin dışarı sızıp bir süre sonra kuyunun tatlı suyunu zehirleyeceğini de biliyordu. Zihnin kuyusu iyice zehirlenince, biz doğan sonuca çıldırma deriz işte.
Sayfa 82·Kitabı okudu
Kısaca olmuş olandan sıyrılmak, olmuş olanı, olması mümkünmüş gibi yaşamak, gerçekliğin somut verilerini hayal gücünde boyutlandırma, şiire herkes için geçerli olma niteliğini yüklüyor. En zor yaratılar, hayalgücünü gerçek dünyanın olgularından, yaşamın somut sürecinden ayırmak koşuluyla ortaya konabilir yaratılardır.
Sayfa 131·Kitabı okudu
Başka bir deyişle sanat, insanın kendini tanımasının serüvenidir; sanatçı da yaşamın ve insanın gizini, büyüsünü, önem ve değerini yansıtabilen kimsedir. Ama yaratma özgürlüğünün bedeli de sonsuz paranoya olarak karşımıza çıkar. İnsanın kendini tanıma gereksinimi sürdükçe sanat da sürecektir.
Sayfa 55·Kitabı okudu