Bu toplumu yöneten siyasiler, toplum için yaptıkları şeyleri anlatıp duruyorlar, Zaten yapmalısınız! Hatta daha fazlasını yapmalıydınız, Yapmıyorsunuz! Sorun burda..
Lgs Sınavı
Bir yanda çocukları iyi eğitim alsın, muhanete muhtaç olmasın diye çabalayan aileler, diğer yanda memleketten çok kendi siyasi çıkarları için türlü oyunlar peşinde koşan siyasiler. LGS'de çocuklarımıza başarılar diliyor, Ailelerini ise kutluyorum."
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
KPSS'ye çalışıyoruz diye hâliyle babamızın, annemizin gençliğindeki hükümetinde neler yaptığını biliyoruz. Ondan evvel bizim 90 kuşağı zaten okumayı, araştırmayı seven son kuşak kaldı. Ecevit'i de, Erbakan'ı da iyi biliriz. Ama şöyle bir şey var psikologlar daha iyi bilir: Yanlış bilmiyorsam Almanya'da mı ne ağır bir ilaç varmış. Bu ilacın dozajını kaçırırsan işin içinden çıkılmaz bir duruma geliyormuşsun. İdeolojilerle, halka dayadıkları senaryolarla algıyı öyle bir kör ediyor ki siyasiler adam daha gençliğinde aynı şeyleri yaşadığının farkında değil. Mesela Ecevit gençliğinde ülkeye yapmadığını bırakmadıysa bu dönemde de başka birisi yapmadığını bırakmıyor. Mesela şimdi büyüklerime sorsam kimisi Ecevit'e iyi diyecek kimisi de kötü diyecek. İyi de mesele bu değil ki. Sen 90 kuşağını senin gençliğin gibi olmasın diye pür dikkat yetiştirdin ama sen mal değneğisin...
Ülkenin Hali
Bu ülkede öğretmenler öldürüyor, öğretmenler şiddete uğruyor, öğretmenler yaralanıyor. Bu güzel ülkenin kurumlarında olan liyakatsizlik ve bu liyakatsizliğin getirdiği saygı, sevgi, ahlak ortamının olmadığı için yaratılan vahşilik; geleceğimizi çökertiyor. İçten içe bildiğin gözümüzün önünde vatanımızı mahvediyor. Ülkeyi sonu belli olan bir yıkıma götürüyor. Bunun sorumluları dışarıda rahat gezerken, bu sorumluları bilen biz: Gençler, aydınlar yani halk. Susuyoruz kendimize bir şeyin olmasından korkuyoruz. Yanlış yapıyoruz, ülkemiz gözlerimizin önünde eriyor. Daha kaç can ölecek daha kaç genç daha genç insan ölecek. Gençlerinden geçicek, hayatlarından geçicek? Burada bir sorun var. Ve biz bu sorunu gündelik meselelerle Siyasi parti kavgalığı siyasi akım kavgalığı ile unutuyoruz. Yada her şeyin siyasiler tarafından çözüleceğini düşünüyoruz. Düşünceler güzel, ama bizi temsil edenler bizden değil ki? Onlar kendi göbek bağlarını kesmek yarın cebine ne kadar parayı koyabilmek peşinde. Halkı ancak halkın kendisi temsil edebilir. Bu ülkede meclis halkın değildir. Partilerde halkın değildir. Ama direnmek halkındır. Ses çıkartmak, bağırmak, dik başlı olmak halkındır. Halk ancak dik başlı olurda bu sorunları inatçılığı ile o kirli büroksanin başına çatar da sürekli koltuklarını rahatsız ederse, bu ülkede aydınlığa ve umuta dair bir şey olacaktır. Yoksa... yoksası olumsuz yoksaları kötü. Yoksaları unutalım. Varsa olsun rağmen olsun. Bu halkı kendine inandırmak gerekiyor. Türk halkına yeniden bir bilinç bir şuur gerekiyor. Geçmişten filizenen, ve geleceğe akıp giden; aydınlık bir şuur. Bu şuurun peşinden gitmek gerekiyor.
(Rüya) (Bir sahnede öğrenciler bayan bir profesöre hışımla sorular yağdırıyordu. Bir öğrenci el kaldırdı ve profesör söz verdi. Kurulda 5 tane profesör vardı dikkatlice söyleşiyi izliyorlardı.) Öğrenci: Merhaba Benim sorum geçmiş çağlarda yaşamış bir yazar hakkında Berke’yi biliyor musunuz ? (Kurul yaka silkti,tedirgin bir şekilde Profesöre baktılar.) Profesör: Evet biliyorum. Öğrenci: Ne kadar ülkemizin benimsemediği bir yazar olsa da son 30 senedir batıda sevilen bir isim. Siyasiler için ağır ithamları var,Siyaset makamının bir aslanı bile köpekleştirebileceğine dair söylemlerini de yer yer gördük. Ayrıca onun kaleminde sınıflar arasında keskin bir kutuplaşma görüyoruz. Yüksek sosyete - Üst sınıf - Orta sınıf - Alt sınıf şeklinde Aydının kalemine göre Bunların biri- hissettirmemeye çalışan bireyler çıksa bile- gerçeklikte diğerinden kendini üstün görüyor. Ve bu kutuplaşmalardan ne aşk ne dostluk ne de arkadaşlık çıkmayacağını aydın şiddetli bir şekilde ifade etmiş. Devir bir dinazor devri değil ve ben bu söylemlere inanmak istemiyorum. İnsanlığın ayrım gözetecek kadar gelişmediği fikri beni çıldırtıyor ki inanmıyorum aydına. Toplumsal sınıfların her birinin kokuşmuş olduğunu ve çok farklı görünmelerine rağmen birbirinin aynısı olduğunu da yazmış Sistemlerin her biri için de sömürü aracı dediği gibi kendini geliştirememiş erkeklerin -ki çoğunluğu böyledir diyor- kadına bir obje - zevk için kullanılacak bir nesne -gözüyle baktığını söylüyor. -Bunun da bir palavra olduğunu düşünüyorum- Eserlerinde kadını erkekten üstün tutuyor ve tamamıyla hür olması gerektiğine değiniyor ve aşkın milyonda bir olduğunu savunuyor. Anlaşılamayacak bir aydın olduğunu biliyor ve sizden Dürüst olmanızı istiyorum. Anlattıkları kanıtla tescillendirilip ispat edilebilecek şeyler mi
Devletler ve milletler psikolojisi.. Devletler ve halkların yönetimi şöyle..Gerçi özel sektör de öyle.. Bir insana üniforma verirsin. ona o alan da eğitim verirsin ve o kişi artık kodlanır. O kişi milliyetcilikle ölene kadar yaşar. Aynı şekilde takım elbise giydirirsin ölene kadar iş adamı koduyla yaşar... Bunlar insanların insanlara oluşturduğu kodlardır. Elbet gereklidir Bir kişiyi ajan diye kodlarsan o ömrünü ajanlığa casusluğa verir. artık o kafadan çıkması kolay değildir... O yüzden insanlar mesleklere göre kodlanır. o kafalar dan çıkamaz robot yapılara dönüşür. Bu nedenledir ki toplum da üniformalılar ve üniformasızlar,siyasiler ve elitler fakirler zenginler hep ayrı yaşantı ve ayrı olanaklarla kodludur.
Duygu ve Düşünce