Wisteria serisinin ilk iki kitabını uzun süre önce okumuştum, detayları ve yazım performansını net bir şekilde hatırlamıyorum ama bu kitabın ilk ikisinden daha başarılı olduğunu düşünüyorum. Öncelikle savaşlar daha gerçekçi hissettirdi. Saige karakterinin stratejik ve analitik zekasını da çok gerçekçi buldum. Savaş esnasında strese girdiği zaman bocaladığını farkettim ve bu strese girdim de bocaladım gibi yazılmamış okurun anlayışına bırakılmıştı bu da çok hoşuma gitti. Monologları okuması da ilk iki kitaba göre daha çok zevk verdi bana. Özellikle 2. Kitapta biraz info dumping vardı ve Euria'nın geçmişini daha kitabın en başında şöyleydi böyleydi diye anlatmıştı o çok hoşuma gitmemişti ama bu kitap Saige'in hayatından bahsederken yeri geldiğinde bana "...bunların sorulmasından hoşlanmazdım..." diyerek bir iki bişey bize kaptırmıştı. Aynı şekilde Eira ile aralarında ki ilişkinin nasıl sonuçlandığını ilk kitaptan bildiğimiz için sadece konusu geçtiğinde bu hatıranın onda bıraktığı etkiyi öğrenmiştik. Karakterler hakkında ki bilgileri böyle edinmek daha çok hoşuma gitti. Bir ara sıkılmıştım, normalde yolculuk okumaktan çok hoşlanırım ama bu sıkılma durumunun kitapla çok bir ilgisi olduğunu düşünmedim. Olayları birbirine bağlayışını ve bir çerçeveye oturtuşunu başarılı buldum. Duygusal deneyimimden bahsedecek olursam bir karakterin bir karakter için yaptığı fedakarlık dışında ve kitabın sonu dışında beni şaşırtan bir şey olmadı genel olarak tahminlerde bulunabildim. Bulunamadığım yerlerde "oha" gibi tepkilerim de çok olmadı. Bu kitap biraz seriyi toparlama diyarın son durumunu ele alma kitabı oldu ve keyifliydi. Bence kelime dağarcığı daha genişti ve kesinlikle yazım performansını çok daha başarılı buldum. Karakterlerin arasında ki dinamikleri çok eğlenceli buldum ama