Günaydın! Günün pasajı: Byung-Chul Han - Yorgunluk Toplumu
Çevirmen: Samet Yalçın, Açılım Kitap, Syf: 33-35
Tam anlamıyla çıplak ve kökten seçicilik haline dönüşmüş yaşama, insanlar hiperaktiviteyle, işkoliklikle ve üretimle karşılık veriyor. Günümüzdeki hızlanma da, bu varlık noksanlığıyla alakalıdır. İş ve performans toplumu kesinlikle bir özgürlük toplumu değildir. Bu toplum yeni zorunluluklar üretir. Efendi ve hizmetkar diyalektigi, her bir insan tekinin hem özgür hem de aylak olabildiği o toplumu sona erdirmez. Diyalektik, efendinin de çalışma kölesi olduğu topluma doğru götürür. Bu zorunluluk toplumunda her bir insan teki, çalışma kampını da yanında taşır. Bu çalışma kampının alamet-i farikası, kişinin aynı anda hem tutuklu hem gardiyan, hem katil hem maktul olmasıdır. Böylelikle kişi kendini sömürür. Böylelikle, sömürü, egemensiz de mümkündür. Depresyon, SKB veya TS'den muzdarip insanlar, toplama kamplarındaki müselman'da* görülmüş olan semptomları geliştirirler. Müselmanlar, şiddetli depresyon geçirip bütünüyle hissiz kesilen ve soğukla nöbetçinin emri arasında ayrım yapma yetisini yitiren kişiler gibi canı çıkarılmış, iskelet tutuklulardır. Sinir hastalıklanndan muzdarip geç-modern animal laborans'ın bir müselman olup olmadığı şüphesinden kurtulamayız. Yalnızca bir farkla; müselmanın aksine animal laborans çok iyi beslenmiştir ve ekseriyetle obezdir.
Hannah Arendt, İnsanlık Durumu kitabının son bölümünde animal laborans'ın zaferini ele alır. Bu toplumsal gelişme karşısında Arendt kuvvetli bir alternatif sunmaz. Boyun eğmiş bir vaziyette, artık edim yetimizin yalnızca çok az sayıda insana hasredildiğini saptar. Ardından, kitabının son sayfalarında hemen düşünceyi hatırlatır. Bu olumsuz toplumsal gelişmelerden en az yarayla kurtulan düşüncedir. Dünyanın