Şakire Yıldırım

Şakire Yıldırım
@skryldrm
Puan vermedi·538 syf.·
2026 1. kitabı
Kurtlarla Koşan Kadınlar, kadını iyileştirmeye çalışan bir kitap değil. Çünkü kadın hasta değil; unutulmuştur. Clarissa Pinkola Estés’in anlattığı kurt, romantik bir sembol değildir. O; sezgi, sınır, yalnız kalabilme ve onay aramadan var olma gücüdür. Bu kitap “nasıl daha iyi olursun”u değil, neden kendinden uzaklaştığını sorar. Okuması rahat değildir. Çünkü sustuğun yerleri, bastırdığın sezgileri ve törpülediğin öfkeyi yüzüne vurur. Ama tam da bu yüzden dönüştürücüdür. Bu kitap seni daha yumuşak yapmaz. Daha uyumlu hiç yapmaz. Sadece daha gerçek yapar. Bazı kitaplar yol göstermez. Seni hatırlatır.
Kurtlarla Koşan KadınlarClarissa P. Estes · Ayrıntı Yayınları · 202110,7bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“AHLÂKIN MASKESİ” Kötü niyet bağırmaz. Fısıldar. Ve en çok “iyiymiş gibi” yapmayı sever. Nietzsche der ki: “İnsan canavarlarla savaşırken, kendisi de canavara dönüşmemeye dikkat etmelidir.” Ama kimse şunu söylemez: Bazı insanlar zaten savaşa gerek duymadan canavardır. Kötü niyet; dürüstlüğün maskesini takar, ahlâkı araç yapar, vicdanı dekor olarak kullanır. Hannah Arendt’in dediği gibi, kötülük çoğu zaman banaldir. Çünkü kötülük, zeki olmaktan çok rahattır. Düşünmez. Sorgulamaz. Sadece işine bakar. Schopenhauer insanın özünde bencil olduğunu söyler. Ama asıl tehlike bencillik değil — bilinçli kötülükle gelen soğukkanlılıktır. Kötü niyet, sana zarar verirken titremez. Çünkü seni insan olarak değil, bir “engel” olarak görür. Ve en ironik olan: Kötü niyet hep kendini haklı sanır. Çünkü vicdanı susturmanın en kolay yolu,
Sevgi; Platon’un idealarına, Heidegger’in varoluşuna, Sartre’ın seçimine sığmayan bir ufuk…🤎
“Bir Parça Çikolata, Bir Yudum Felsefe"🍫 “Hayatın anlamı bazen bir parça çikolatanın içinde gizlidir,” der Matt Qvortrup. Çünkü filozoflara göre düşünmek yalnızca soyut fikirlerle değil, küçük zevklerle de olur. Bir parça çikolatayı dilimizin ucunda yavaşça eritmek… İşte tam da o anda zaman durur. Qvortrup’un dediği gibi, “Felsefe, tıpkı çikolata gibi, yavaş tadına varıldığında güzeldir.” Epicurus’un öğrettiği gibi haz, yalnızca bedenin değil, ruhun huzurudur. Spinoza’nın “sevinç bilgidir” sözünü hatırlatır bize: tat aldığımız şey aslında varoluşun kendisidir. “Çikolata filozofları,” diyor Qvortrup, “dünyayı büyük teorilerle değil, küçük tatlarla anlamaya çalışanlardır.” Belki de düşünmek, bir lokmalık mutluluğun içinde saklıdır — çünkü o an, tamamen “şimdide” yaşarız.