Görünüşe göre her ölümden sonra, her doğumdan sonra olduğu gibi, dünya yeniden başlıyor. Öyle olaylardan sonra kişisel takvimimiz değişiyor ve yeni çağlar açılıyor. Şöyle demeye başlıyorsunuz —a, bu babam ölmeden önceydi. Ya da —babam hayattayken.
Meğer köye dönüşü ölümünden sonra olacakmış. Nihayet bahçesine ve köpeğine kavuşmuş, her zaman olmak istediği yerdeydi. Sanki bahçe ölümü kovacak, ölümün orada yeşermesine
izin vermeyecekti; ya güller dikenlerini üzerine batıracak, ya köpek dişlerini kavalkemiğine geçirecekti.
İnsan hayatın bu son günlerinde en bilgece sözlerin söylendiğini, vasiyetlerin bırakıldığını, her şeyin özünden söz edildiğini düşünür... Ama acı her şeyi süpürüp götürüyor. Bezler, uyuşturucu bantlar, yatıştırıcı haplar, üzerine kan sızmış çarşaflar arasında dünya hakkında bilgelik ve zarafetle düşünmek mümkün değil.