"Sen hızlandırdın" demiştin bana -ben de "Sen yavaşlattın" desem, şimdi; bunun 'olsaydı, olurdu' türünden sonucu ne olur, bilmiyorum: sen de aynı hızı tuttursaydın, tutturmak isteseydin -ne olurdu?- -olur muydu?!: Hiç bilmiyorum...
Olmadı...
Çok yavaş gelişir bende yaşam yönelmeleri -dinazorlar gibi: gövdesinin ucundan gelen bir sinir uyarısının beynine ulaşması birkaç saniye süren... Benimkiler daha da uzun- yıllar sürüyor!
Hep -hala- çok yalın -basit- ölçülerle bakıyorum yaşama: 'doğru' -'yanlış', 'haklı' - 'haksız', 'değerli'-'değersiz'... Belli noktalarda saçma olduğu ortaya çıkan ölçüler.
Önemli olan kişilerin duygularını tam olarak bilmesi (ki bu, en son sınırda, olanaksızdır.) değil, onları denetim altında tutabilmesidir -- ama bunun için de onları tam olarak bilmesi gereklidir: iki yanlı olanaksızlık!
Belki temel hata, sevgiyi bir 'duygu' işi olarak görmekte -- duygu yanı yok değil; ama bu, bilinçle dengelenmezse --yalnızca duygusal kalırsa-- kişinin özgürlüğü pahasına yürüyor. Bu oluşumun en önemli göstergesi, kıskançlık: sevginin tek yanlı yozlaşması... Akıldışı hale gelmesi, bilgiyi çeler hale gelmesi... Sevginin iki kişinin ilişkisi olmaktan çıkıp, bir kişinin ötekine yönelik bir tutumu haline gelmesi...
Biliyor musun: Güvercinler, isterlerse -- ve istediklerinde -- kanatlarını dimdik tutup, havada hiç kıpırdamadan durabilirler -- en azından, bir süre için...