Sıla Akgün

Şimdi buradan bakınca, uzun bir boşluğa yazılmış kısa hikayeler görüyorum sizin orada. El yazısıyla, kahkahayla ve gözyaşıyla. artık anlıyorum, insan görkemli güzelliğini ölene dek bilemiyor. Ne dünyanın ne kendisinin. Kalbinin terazisi, yitirilmemiş hiçbir şeyin kıymetini hakkıyla ölçemiyor. Oysa bir bilseniz, ah bir bilseniz... Birbirine dokunan elleriniz, bir kitabı aralayan parmaklarınız, şarkı söyleyen dudaklarınız, ince tebessümleriniz, çiçekli sevinçleriniz, heveskar hayalleriniz, kırılgan kalplerinizle siz ve sahilleri döven köpük köpük dalgalarıyla, ardıç ağaçları, ötücü kuşları, şaşkın sincapları, sabah serinlikleri, öğlen güneşleri, akşam rakılarıi kırmızı kirazları, revnaklı yıldızları, her defasında muhakkak sabaha uzanan geceleriyle dünya, ne güzelsiniz. Kahraman, korkak, şefkatli, ahmak, geçici, az sonra eriyecek bir kar tanesi kadar geçici ama ne güzelsiniz... Bir hayatım daha olsa korkmadan dokunmak için yaşardım onu. Bir keklik beslerdim ellerimle, varsın uçsun sonunda. Bir çiçek büyütürdüm, varsın solsun sonunda. Bir omuz ısıtırdım, varsın gitsin sonunda. Dokunurdum. Ben eriyene dek, o eriyene dek, biz hiçleşip karışıncaya dek bu derin boşluğa, dokunurdum. Ama yok bir hayatım daha. Bir hayat daha yok. Yok.
Sayfa 350·Kitabı okudu
Reklam
Neden bahsettiğimi bütün kadınlar bilir. Hangi alanda olursa olsun her kadının ağzını açmasını zorlaştıran, konuşmaya cesaret etse bile sesini duyurabilmekten alıkoyan bu küstahlıktır insanın zoruna giden; sokaktaki tacizden farksızdır aslında, çünkü bu da dünyanın kadınların dünyası olmadığını işaret ederek genç kadınları sessizliğe mahkum eder. Bu bize kendimizden şüphe duymayı ve kendimizi kısıtlamayı öğretirken erkeğin dayanaksız aşırı özgüvenini daha da pekiştirir.
Sayfa 15·Kitabı okudu
Jhoti Singh’lerin ve Özgecan Aslan’ların ve adlarını bildiğimiz ya da bilmediğimiz diğerlerinin kendi hayatlarını huzur içinde, dolu dolu yaşayabilecekleri bir dünyaya!
Sayfa 11·Kitabı okudu
Bizler, farklı ülkelerde olsak da fikirlerimizi, hikayelerimizi, acımızı, ve erkek şiddetinden kurtulmak için duyduğumuz kararlılığı paylaşıyoruz.
Sayfa 9·Kitabı okudu
İşte bu, dostum! Bu, bizi bütün zenginlikler içinde yoksul kılan: yalnız olamamamız: içimizdeki sevginin, yaşadığımız sürece, ölüp gitmemesi. . . . Nasıl, güneşin ışınları yeryüzünde ilkin olgunlaştırdığı bitkileri sonradan kurutup yakarsa, insan da öldürür yüreğinde gelişen tatlı çiçekleri; neşelerini, yakınlığın ve sevginin.
Sayfa 212·Kitabı okudu
Reklam