Anıların tüm görüntülerini vermeyeceğim. Sondu gerideler. Bu görüntülerin renkleri soldu. Ama kaybolmadılar. Benim sönüp gitmemi bekliyorlar. Bu kadar hain bu görüntüler. Sen sonsuz yaya kaldırımlarından gitmiş, sonsuz gecelerce sevişmiş, sonsuz zamanalar sindirmiş olabilirsin içine. Böylesine hain bu görüntüler, yok olmuyorlar. Seni söndürüyorlar yavaş yavaş.
Kendi üstündeki giysinin örgüsünü çözen
ve yazdıklarında kendi çırıl-çıplak gerçeğini
okuruna sunmak isteyen,
bu anlamda korkusuz,
ender yazarlardan biriydi.
Ölümün kokusunu (korkusunu değil)
çok genç yaşlarda içine çekmişti.
Bu nedenle olsa gerek, yaşamakla yazmak arasındaki
sınırı silmek istemişti.
Genç yaşta öleceğini bilircesine, yılları değil,
anları seçmişti yaşam sürecinin birimi olarak.
Sayfa 12 - Önsöz Yerine (Tezer’den Kalanlar)·Kitabı okudu
Öyle bir aşk yaşamışsınız ki,
Bir daha artık böylesini yaşayamam dersin.
Aşk sözcüğüne anlamını veren,
bedenin tüm hücrelerinde,
sinirlerinin her atomunda duyduğun bir duygudur.
Sonra, bir gün, bir rastlantı, yeniden aynı heyecan,
aynı coşku, aynı yoğunlukta yaşanan anlar…
İnanmazsın. Bir diyeyim sanırsın.
Kitaplar da benim için öyledir.
Eski aşklara dönemezsin, ama eski kitaplara
dönebilirsin. (Kitapların ölmezliği burdan mı gelir?)
Bu nedenle de yıllar var ki, yalnız eski aşklarımı
okuyorum.
Sayfa 9 - Önsöz Yerine (Tezer’den Kalanlar)·Kitabı okudu