İlişkilerin savaş meydanlarımız olması yerine üniversitelerimiz olması gerekir.
Bu üniversitelerin duvarlarının arasında özsaygının ne olduğunu öğreniriz.
Kendimizi sevmenin, bencil olmanın tam tersi olduğunu öğreniriz.
Kendi içinde iyi hissetmek, içi sevgiyle dolu bir kuyuya sahip olmaya benzer: Başkalarına verecek çok şeyimiz olur. İçimizde kendimize karşı nefret ve güvensizlik varsa, başkalarına da sadece bunları verebiliriz.
Ölümünüzden on ya da yirmi yıl,
Hadi diyelim elli yıl sonra,
Kimseler bilmeyecek adınızı sanınızı,
Hatta torunlarınız bile...
Bu yüzden kaygılanmayın hiç,
Size bir iyilik yapmaktır amacım.
Sık sık adınızı andım kitabımda ki,
Sonsuza dek bütün dünya,
Ağız dolusu sövüp sayacak size.
Sevinin, artık ölümsüzleştiniz.
Benden iyilik budur zat-ı devletinize.
Acaba "çok çocuk yetiştirmek lazım!" diye, kaloriferli odalarında kristal yazı masalarının başında "laf ile dünyaya nizamat" verenler, bu “çok çocuk” ların halini bir gördüler mi?