Eğer Seher, kelimelerden biraz anlasaydı arkadaşına şöyle dert yanardı: “Pişmanlık ve hayat.. İkisi benim için sanki aynı anlamdalar.” Sonra kahvesinden bir yudum alır ve uzaklara gamlı gamlı dalar, arkadaşının onu teselli etmesi için beklerdi. Ama Seher’in arkadaşı yoktu, dışarıda kahve içme âdeti de.O yüzden Seher, elektrikli süpürgesini çalıştırdığında, klozeti ciflediğinde, yıkanmış perdeleri kornişe geçirdiğinde genellikle şöyle diyordu: “Allah benim belamı vermiş.”