Modern çağın en büyük kayıplarından biri de inceliği görememektir. İnce düşünmek, hoşgörülü olmak tevazulu olmak; bunlar toplumumuz tarafından güçsüzlük olarak görülmekte. Ve hoşgörülü insanlara karşı saygı pek duyulmamaktadır. Çünkü Doğu coğrafyasında saygı dediğimiz şey güç ile orantılıdır. Ne kadar güçlüyseniz o kadar saygı duyulursunuz.
Korku bizi ele geçirmeye çalışan düşmandır. Her olumsuzluğun temelinde muhakkak derin bir korku söz konusudur. Korku görünürde güçlüdür ancak içi boştur. Cesaretin ise insanda vuku bulması korku kadar hızlı değildir. Ancak cesaretin içi doludur. Korkan insan başaramayan ve başaramayacak olan insandır.
Çünkü korkarak yapılan her işin sonu rezalettir. Korkudan doğru çıkmaz, hele ki gerçek hiç çıkmaz. İnsanı idealleri cesarete muhtaçtır. Zaten cesareti olmayanın idealleri de surettedir.
Simyacının dediği gibi kilitler aldatmacadır. Her zaman hep bir şeyin eksik olduğunu sanırsın. Bir anahtar, bir çözüm, bir kurtarıcı ararsın ya da oturur beklersin.
Ama sonra fark edersin; hiçbir kapı kilitli değildi ki zaten. Sen içeri girmeye cesaret edememiştin sadece. Kilit yoktu, duvar yoktu. Sadece korku vardı. Ve cesaret, anahtardan daha kıymetli bir şeydir.