Günaydınlar efendim
Kitabı en başta aslında roman gibi okumaya çalıştım o yüzden beğenmedim. Kitap aslında sona doğru neyi metaforladığını bende gayet net oturttu. Kaleyi insanın hayatının kendisi olarak görünce aslında aktiflik sanılan beklemenin de insan hayatına olan etkilerini anlatmış oldu benim için. Sürekli gelmesini beklediğimiz Tatarları insanın kendi hayatında beklediği o köklü değişiklik ile sürekli duyulan memnuniyetsizlik hissini de aslında günümüzde daha da sık rastladığımız insanın kendi potansiyelimi boşa mı harcıyorum acaba ben düşüncesiyle bağdaştırdım. Günümüzde bu kadar dertlenilen bir mevzuyu 1940 yılında işlemiş olması açıkçası beni hayrete düşürdü.
Kitap başlı başına bir betimleme yuvası. 232 sayfa boyunca sizi sürekli kale içinde gezdiriyor ve asla sıkılmıyorsunuz.