Şimdi bireyin gözünden bakalım. Her insanın içinde itici bir güç vardır; mevcut olanla, konfor alanıyla yetinmeyen bir güç. Bir seçim yapacaksın, konfor alanından dışarı çıktığın zaman belirsizliğe doğru ilerleyeceksin ve bu da tehlikeli. Cesaret istiyor. Ama biliyor ki heyecan da orada. İşte bu heyecan önemli, aksi halde bir ölüden farksızsın.
Şimdi ve burada yoksam, ileriyi de göremem. İşte umutsuzluk içindeki kişi için de gelecek yoktur. O da çoğunlukla geçmişe yönelerek bu duruma tepki verir. Bu da bazen hezeyanlara, bazen de melankoliye yol açar. Kişi sürekli ya uğradığı haksızlıklardan ya da geçmişteki görkemli günlerden söz etmeye başlar