Çocukluğumuzda güneşin sanki saf bir suya dalar gibi, şeffaf ruhumuza geçtiği ve sanki kâinatın bizi tamamladığı ilahi günlerimiz vardır. Bir tatil gününün bütün hazlarını kucaklamak ümidiyle, daha sabah uykularımızın son saniyeleri içinden kuşların cıvıltılarını ve hayatın zevkini duymaya başlayarak uyandığımız zamanları hatırlayınız: Cennet içimizdeydi!
Hayat her zaman bir tekevvündür. Bir yandan çürüyüp toprağa dökülen kısımlarının yerine bir yandan yeni filizlerin türediğini görmek, cıvıldayan bu sesleri duymak, yeni açılan bu gözlere bakmak, hayatın bu çiçeklenmesini seyretmek insana teselli, ferahlık ve ümit verir.
İçinde çocukların oynadıkları bir bahçe kadar insana müsterih, hafif, masum, munis, taze ve güzel görünecek ne vardır? Böyle bir manzara bize cenneti düşündürür.