Şu var ki, eğer bir insanın kendisine duyduğu saygıyı toplumla ilişkilerini bozacak derecede zedeleyecek olursak, herhangi bir şey ortaya koyabilme umudundan büsbütün vazgeçmesine yol açarsak, cesaretini yitirmesine neden olursak ve sonra da gerçekten hiçbir şey yapamayacak halde olduğunu görürsek, bu durumda haklı olduğumuzu iddia etmeye kalkmamalıyız; çünkü onun bu acıklı durumundan bizim sorumlu olduğumuzu kabul etmek zorundayız.
Bizim uygarlığımızda bir kız kolayca cesaretini ve kendine güvenini yitirirmektedir ; bununla birlikte, bazı zeka testleri, 14-18 yaşları arasındaki bir grup genç kızın, oğlanlar da dahil olmak üzere, bütün gruplardan daha yetenekli olduğu gibi ilgi çekici bir sonuç vermiştir. Daha derin araştırmalar, bu kızların hepsinin, ya annenin tek başına evin gelirini sağladığı ya da hiç değilse ailenin geçimini geniş ölçüde yardımcı olduğu ailelerden geldiklerini göstermiştir. Bunun anlamı şudur:bu kızlar, kadının daha yeteneksiz olduğu gibi bir önyargının ya hiç bulunmadigi ya da çok hafif bir derecede bulunduğu bir ortam içerisinde yetişmişlerdir. Annelerinin çalışmasının değerini kendi gözleriyle görebilmişler, bunun sonucu olarak da daha hür, daha bağımsız bir şekilde ve kadınların daha güçsüz olduğu inancından ileri gelen engellemelerden hiçbir şekilde etkilenmeyecek gelişebilmişlerdir.
Bu ön yargıya karşı olan başka bir kanıt da çeşitli alanlarda, özellikle edebiyatta, sanatta, el sanatlarında, tıpta başarı kazanmış olan çok sayıda kadının, bu gibi alanlarda çalışan erkeklerin başarıları ile boy ölçülebilecek değerli eserler vermiş olabilmeleridir. Üstelik, herhangi bir başarı göstermemekle kalmayıp aynı zamanda son derece yeteneksiz olan o kadar çok erkek vardır ki, erkeklerin aşağı cinsten olduğu konusunda birtakım kanıtlar (kadınlara