Onun sadece külüstür bir Volvo olduğunu, isteyen herkesin ödünç alabileceğini, içinde bir şey unutulabileceğini, ağlayabileceği, alnına düşen tavan döşemesi eşliğinde korkunç bir telefon görüşmesi yapılabileceğini düşünüyorum. Eskimeye devam edeceğini, antik grinin daha da antik olacağını, nostaljiyle engellenemeyen pasının nihayetinde hurdacıda son bulacağını, kesinlikle kimsenin onu ziyaret etmeyeceğini, ona çiçek götürmeyeceğini, belki birinin motorunu ya da kapısını söküp götüreceğini düşünüyorum. Keşke geçmiş hep böyle olsa.
Sonra hayatta ona söylemek istediğim her şeyi söylemiş olduğumu idrak ettim. Artık yeni bir sözüm olmayacaktı. O da artık olmayacaktı. Bunun üzerine ona veda ettim.
..
Anladı mı, beni bağışladı mı bilmem, çünkü kendisi babasını bağışlamamıştı.
Geceleri uyuyamıyorum.
Kitap okumayı denemek aksi tesir yaratıyor. Kitap iyiyse asla böyle bir kitap yazamayacağımı düşünüyor ve neden hala yazmakta inat ettiğime takılıyorum. Herhangi bir konudaki inat etmek neden? Bırakmak da iyidir; yazmayı bırakmak, okumayı bırakmak, ot gibi yaşamak ve ebediyen uyumak yeter. Aslında uykuya dalabilsem bu anlamlı olurdu.